İran, Umman ile yürüttüğü müzakerelerde anlaşmaya yaklaştığını duyurdu ancak Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması için öne sürdüğü şartlar, bölgedeki belirsizliği artırıyor. Tahran yönetimi, boğazın güvenliğini sağlama karşılığında ABD'den tazminat ve yaptırımların tamamen kaldırılması gibi taleplerini yineliyor. Bu gelişme, küresel enerji arz güvenliği açısından kritik önem taşıyan Hürmüz Boğazı'ndaki gerginliğin süreceğine işaret ediyor.
Müzakerelerde Son Durum ve İran'ın Talepleri
İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, Umman'ın ara buluculuğunda yürütülen görüşmelerde önemli ilerleme kaydedildiğini açıkladı. Ancak anlaşmanın ancak ABD'nin somut adımlar atmasıyla tamamlanabileceğini vurguladı. İran'ın temel koşulları arasında, 2015 nükleer anlaşmasının yeniden uygulanması ve ekonomik yaptırımların kaldırılması yer alıyor. Ayrıca, Devrim Muhafızları'nın yabancı bankalardaki yaklaşık 7 milyar dolarlık varlıklarının serbest bırakılması ve ABD'nin baskı politikalarının sona ermesi de gündemde.
İranlı yetkililer, Hürmüz Boğazı'nın güvenliğinin sağlanmasının uluslararası bir sorumluluk olduğunu ancak bunun karşılıksız olmayacağını belirtiyor. Boğazın kapatılması ihtimali, hâlâ pazarlık kozu olarak kullanılıyor. Bu durum, özellikle petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) taşımacılığında dünyanın en yoğun deniz yollarından biri olan bölgede riskleri artırıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hürmüz Boğazı, dünya petrol ihracatının yaklaşık beşte birine ev sahipliği yapıyor ve buradan geçen günlük 21 milyon varil petrol, uluslararası piyasalar için hayati önem taşıyor. Umman'ın arabulucu rolü, Körfez'deki dengeleri değiştirebilir. Umman Dışişleri Bakanı, iki tarafın da anlaşma niyetinde olduğunu ancak teknik detayların çözümlenmesi gerektiğini ifade etti. ABD'den gelen tepkiler ise temkinli; Beyaz Saray, İran'ın taleplerini 'gerçekçi bulmadığını' ve öncelikli konunun İran'ın nükleer programının sınırlandırılması olduğunu vurguluyor.
Uzmanlar, İran'ın bu tutumunu, uluslararası toplum üzerinde baskı kurma ve nükleer müzakerelerde elini güçlendirme stratejisi olarak değerlendiriyor. Ancak Boğaz'ın kapanması, küresel petrol fiyatlarında sert dalgalanmalara yol açabilir ve Rusya'nın Ukrayna'daki savaşıyla zaten kırılgan olan enerji piyasalarını daha da istikrarsızlaştırabilir. Çin ve Hindistan gibi büyük alıcılar da bu durumdan doğrudan etkilenecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim, Türkiye'nin enerji ithalatında önemli bir risk oluşturuyor. Türkiye, petrol ve doğal gaz ihtiyacının büyük bölümünü ithal ediyor; bu geçişin kapanması enerji maliyetlerini artırabilir ve cari açığı olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, İran ile artan enerji ticaretinde bu boğazın güvenliği kritik. Türkiye'nin arabulucu rolü ve diplomatik inisiyatifleri, böylesi bir krizde değerli olabilir. Ankara, hem ithalatçı hem bölgesel aktör olarak istikrarı destekleyen bir pozisyon izlemeli.