ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, NATO müttefiklerine yaptığı açıklamada, Pentagon'un Avrupa'daki askeri varlığını altı ay içinde kapsamlı bir şekilde gözden geçireceğini duyurdu. Bu inceleme, Avrupalı NATO üyelerinin kendi güvenliklerine yönelik sorumluluğu ne derece ve ne hızla üstlendiklerine bağlı olarak şekillenecek. Açıklama, G7 zirvesinin başarılı olarak değerlendirildiği bir döneme denk geldi. Hegseth, ABD'nin Avrupa'daki asker sayısını ve konuşlanma düzenini yeniden değerlendireceğini belirterek, müttefiklerin savunma harcamalarını artırma ve ortak operasyonel yeteneklerini geliştirme taahhütlerini yerine getirmelerinin önemini vurguladı.
Atlantik Ötesi Ortaklıkta Yeni Dönem
ABD'nin bu hamlesi, NATO içinde uzun süredir devam eden yük paylaşımı tartışmalarının bir yansıması olarak görülüyor. Özellikle eski Başkan Donald Trump döneminde Avrupalı müttefikler üzerinde artan baskı, birçok ülkeyi savunma bütçelerini Gayrisafi Yurtiçi Hasıla'nın (GSYH) yüzde 2'sine çıkarmaya teşvik etmişti. Hegseth, bu hedefe ulaşılmasının memnuniyet verici olduğunu ancak yeterli olmadığını ifade etti. Bakan, Avrupa'nın kendi güvenliğine daha fazla yatırım yapmasının, ABD'nin kaynaklarını küresel önceliklere, özellikle de Çin ve Hint-Pasifik bölgesine yönlendirmesine olanak sağlayacağını söyledi.
Pentagon yetkilileri, inceleme sürecinin ABD'nin Avrupa'daki mevcut yaklaşık 100 bin askeri personelinin seviyesini ve konuşlanma yerlerini kapsayacağını belirtti. Ayrıca, çokuluslu tatbikatların sıklığı ve ölçeği, lojistik altyapı ve mühimmat stokları da değerlendirilecek. Hegseth, NATO'nun Doğu Avrupa'daki caydırıcılık ve savunma duruşunun korunmasının öncelikleri olduğunu ancak bu sorumluluğun müttefiklerle daha adil paylaşılması gerektiğini vurguladı.
Avrupa'nın Güvenlik Stratejisine Etkisi
Bu gelişme, Avrupa ülkeleri arasında savunma işbirliğini derinleştirme yönündeki çabaları hızlandırabilir. Almanya ve Fransa gibi önde gelen AB ülkeleri, Avrupa Güvenlik ve Savunma Birliği kapsamında ortak projeler geliştirme konusunda daha istekli hale gelmişti. Biden yönetimi, Avrupalı müttefiklerin NATO yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde ABD'nin taahhütlerini sürdüreceğini ancak bu durumda dahi Avrupa'nın kendi askeri kapasitelerini artırması gerektiğini sinyali veriyor.
Rusya-Ukrayna savaşı, Avrupa'nın güvenlik zafiyetlerini açıkça ortaya koyarken, ABD'nin bu adımı Kiev'e verilen desteğin geleceği konusunda da soru işaretleri yaratabilir. Hegseth, Ukrayna'ya yardımın devam edeceğini ancak Avrupalı müttefiklerin bu yükün daha büyük bir kısmını üstlenmesi gerektiğini ima etti. Aynı zamanda, ABD'nin Pasifik'e odaklanması, Avrupa'da oluşabilecek güç boşluğunun nasıl doldurulacağı sorusunu da beraberinde getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, NATO'nun güney kanadında stratejik bir konuma sahip olup, ABD'nin Avrupa'daki askeri varlığını azaltmasından doğrudan etkilenebilir. Özellikle Kürecik Radar Üssü ve İncirlik Hava Üssü gibi kritik tesisler, ABD savunma planlamasında önemli rol oynuyor. Ancak Türkiye'nin kendi savunma sanayisini geliştirme ve S-400 hava savunma sistemi gibi NATO ile uyumsuz adımları, bu süreçte Ankara'nın elini zayıflatabilir. ABD'nin Avrupa'da daha az asker bulundurması, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Suriye'deki askeri operasyonlarında daha bağımsız hareket etmesine yol açabilir, ancak aynı zamanda Rusya karşısında NATO'nun caydırıcılık gücünü de azaltabilir. Türkiye, bu yeni dönemde müttefikleriyle uyumlu bir savunma politikası izleyip NATO'nun yük paylaşımına katkıda bulunmazsa, ABD ile ilişkilerinde yeni gerilimler yaşanabilir.