ABD'de 30 yıllık sabit faizli mortgage kredisi faizleri, iki yılı aşkın sürenin en yüksek seviyesine çıkarak %7 sınırını aştı. Freddie Mac'in açıkladığı verilere göre, ortalama faiz geçen hafta %7,04'e yükseldi. Bu, Ağustos 2023'ten bu yana görülen en yüksek seviye. Faizlerdeki bu artış, halihazırda yüksek konut fiyatları ve durgun satış hacmiyle mücadele eden ABD konut piyasası üzerinde ek bir baskı oluşturuyor. Uzmanlar, yükselen faizlerin alıcıların alım gücünü daha da daralttığını ve piyasadaki hareketliliği azalttığını belirtiyor.
Faiz Artışının Arka Planı
Mortgage faizlerindeki bu yükseliş, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) enflasyonla mücadele kapsamında politika faizini uzun süre yüksek tutacağına dair artan beklentilerden kaynaklanıyor. Fed, son toplantısında faiz oranlarını değiştirmeyerek %5,25-%5,50 aralığında sabit bıraktı ancak enflasyonun hâlâ hedefin üzerinde seyretmesi nedeniyle indirim sinyali vermedi. Bu durum, tahvil piyasasında getirilerin yükselmesine yol açtı; 10 yıllık Hazine tahvili getirisi %4,5'in üzerine çıktı. Mortgage faizleri genellikle 10 yıllık tahvil getirilerini takip eder. Ayrıca, konut arzındaki kısıtlılık ve güçlü talep de fiyatları yukarı çekmeye devam ediyor. Mevcut ev sahiplerinin düşük faizli kredilerini yeniden finanse etmeye isteksiz olması, piyasaya yeni konut arzını sınırlıyor. Bu da fiyatların yüksek kalmasına neden oluyor.
Freddie Mac'in baş ekonomisti Sam Khater, "Faiz oranlarındaki bu artış, konut alım gücünü daha da azaltıyor ve özellikle ilk kez ev alacaklar için piyasaya girişi zorlaştırıyor" dedi. Khater, stok yetersizliğinin fiyatları yukarı yönlü baskılamaya devam ettiğini vurguladı. Öte yandan, Ulusal Emlakçılar Birliği (NAR) verilerine göre, mevcut konut satışları son aylarda yıllık bazda düşüş gösteriyor. Yüksek faizler, potansiyel alıcıların alım kararlarını ertelemelerine yol açıyor. Ancak buna rağmen fiyatlar, arz eksikliği nedeniyle düşmüyor; hatta bazı bölgelerde artışını sürdürüyor.
Küresel ve Bölgesel Yansımalar
ABD'deki mortgage faizlerindeki yükseliş, yalnızca ülke içi konut piyasasını değil, küresel finansal piyasaları da etkiliyor. ABD tahvil getirilerindeki artış, gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akışlarını tersine çevirebilir ve bu ülkelerin para birimleri üzerinde baskı oluşturabilir. Yükselen dolar, emtia fiyatlarını da aşağı çekebilir. Avrupa ve Asya'da da benzer şekilde konut kredisi faizleri yükseliş trendinde; ancak ABD'deki hız daha belirgin. Küresel ekonomide yavaşlama sinyalleri artarken, yüksek faiz ortamının ne kadar süreceği belirsizliğini koruyor. Fed'in bir sonraki hamlesi, piyasalar tarafından yakından izleniyor. Eğer enflasyon dirençli kalırsa, faiz indirimleri gecikebilir ve bu da konut piyasasındaki baskıyı daha da artırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'de mortgage faizlerinin %7'yi aşması, küresel risk iştahını azaltarak gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akışlarını olumsuz etkileyebilir. Bu durum, Türkiye gibi dış finansmana ihtiyaç duyan ekonomiler için borçlanma maliyetlerini artırıcı bir faktör olarak öne çıkıyor. Ayrıca, yükselen ABD faizleri doları güçlendirirken, TL üzerinde değer kaybı baskısı yaratabilir. Türkiye'nin konut piyasası doğrudan ABD'ye bağlı olmasa da, küresel likidite koşullarının sıkılaşması, yurt içi faizler ve konut kredisi maliyetleri üzerinde dolaylı etki yapabilir. İç talebin canlı tutulması için uygulanan düşük faiz politikaları, dış kaynak ihtiyacını artırarak kırılganlık yaratabilir.