ABD liderliğindeki uluslararası koalisyon, Irak'ta on yılı aşkın süredir devam eden askeri misyonunu resmen sona erdirdi. 2014 yılında Irak ve Suriye'ye konuşlanan koalisyon güçleri, IŞİD'e karşı mücadelede ülkeyi cihatçı örgütten kurtarmaya yardımcı olurken, aynı zamanda Irak'ta kalıcı siyasi ve askeri gerginliklere yol açtı. Misyonun sona ermesi, Irak hükümetinin egemenlik vurgusu ve bölgesel aktörlerin artan baskısı sonucunda alınan bir karar olarak öne çıkıyor.
Görevin Arka Planı ve IŞİD'le Mücadele
Koalisyon, Haziran 2014'te IŞİD'in Musul'u ele geçirmesi ve ardından geniş toprakları kontrol altına alması üzerine acil olarak kuruldu. ABD öncülüğünde 80'den fazla ülkenin katılımıyla oluşturulan koalisyon, Irak ve Suriye'de IŞİD'e yönelik hava saldırıları düzenledi ve yerel güçlere danışmanlık, eğitim ve istihbarat desteği sağladı. 2017'de Musul'un, 2019'da ise IŞİD'in son kalesi Bağuz'un düşmesiyle örgütün "halifelik" iddiası sona erdi. Ancak koalisyonun varlığı, özellikle İran yanlısı milis gruplar ve bazı Irak siyasi partileri tarafından "işgal" olarak nitelendirildi ve zaman zaman saldırılara hedef oldu.
Irak parlamentosu, Ocak 2020'de ABD'nin Bağdat'ta İran Devrim Muhafızları Ordusu Komutanı Kasım Süleymani'yi öldürmesinin ardından koalisyon güçlerinin ülkeden çıkarılması yönünde karar almıştı. Ancak fiili çekilme süreci yıllar aldı. 2021'de ABD, Irak'taki savaş görevini sona erdirdiğini ve kalan askerlerin danışmanlık rolüne geçtiğini duyurdu. Nihayetinde 2024 yılında Irak hükümeti ile koalisyon arasında yapılan müzakereler sonucunda misyonun tamamen sonlandırılması kararlaştırıldı.
Koalisyonun ayrılışı, Irak güvenlik güçlerinin IŞİD kalıntılarına karşı tek başına mücadele edip edemeyeceği sorusunu gündeme getiriyor. Irak ordusu ve Peşmerge güçleri, son yıllarda kapasitesini artırmış olsa da özellikle istihbarat, hava desteği ve lojistik konusunda hâlâ dış yardıma ihtiyaç duyuyor. Ayrıca ülkedeki farklı milis gruplar arasındaki denge, merkezi hükümetin kontrolünü zorlaştırıyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Koalisyonun çekilmesi, Orta Doğu'daki güç dengelerini yeniden şekillendirecek. ABD'nin Irak'taki askeri varlığını azaltması, İran'ın ülkedeki etkisini artırmasına olanak tanıyabilir. Tahran, uzun süredir Irak'ta siyasi ve askeri nüfuzunu genişletmek için çaba sarf ediyor ve koalisyonun ayrılmasını kendi lehine bir fırsat olarak görebilir. Öte yandan, IŞİD'in yeniden canlanma riski, uluslararası toplumun ortak endişesi. Örgüt, son yıllarda Irak ve Suriye'de düşük yoğunluklu saldırılar düzenlemeye devam ediyor. Koalisyonun desteği olmadan bu saldırıların artabileceği değerlendiriliyor.
NATO da süreci yakından takip ediyor. Koalisyonun bir parçası olan NATO, Irak'ta eğitim ve kapasite geliştirme misyonunu sürdürüyor. Ancak koalisyonun sona ermesi, ittifakın Irak'taki rolünü yeniden tanımlamasını gerektirebilir. Avrupa ülkeleri, özellikle Fransa ve Birleşik Krallık, IŞİD'le mücadelede verdikleri desteği gözden geçiriyor. ABD'nin önceliklerini Asya-Pasifik'e kaydırması, Orta Doğu'daki güvenlik mimarisinde boşluk yaratabilir.
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, koalisyonun çekilmesini "ulusal egemenliğin güçlendirilmesi" olarak nitelendirdi ve ülkesinin artık kendi güvenliğini sağlayacak kapasiteye ulaştığını savundu. Ancak bazı askeri uzmanlar, Irak güçlerinin hâlâ hava savunması ve istihbarat konusunda yetersiz olduğunu belirtiyor. Koalisyonun çekilme takvimi, Irak'taki siyasi istikrar kadar bölgesel gerilimlere de bağlı olarak şekillenecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Koalisyonun Irak'tan çekilmesi, Türkiye'nin Irak ve Suriye politikalarını doğrudan etkiliyor. Türkiye, uzun süredir PKK/YPG ve IŞİD ile mücadelede Irak merkezi hükümeti ve yerel aktörlerle iş birliği yapıyor. ABD'nin askeri varlığının azalması, Türkiye'nin özellikle Sincar ve Mahmur gibi bölgelerde PKK'ya karşı operasyonlarını kolaylaştırabileceği gibi, İran'ın artan etkisi nedeniyle yeni güvenlik riskleri de doğurabilir. Ayrıca koalisyonun çekilmesi, Türkiye'nin Irak'la ticari ve enerji ilişkilerini derinleştirmesi için bir fırsat yaratabilir; ancak IŞİD'in yeniden güçlenmesi hâlinde sınır güvenliği tehdidi büyüyebilir. Türkiye, Irak'ın istikrarı ve toprak bütünlüğünü korumasını desteklerken, PKK varlığına karşı askeri ve diplomatik çabalarını sürdürecektir.