Emekli ABD'li General Mark Kimmitt, Hürmüz Boğazı'nda yeniden başlayacak bir ABD-İran çatışmasının, sadece iki ülke arasındaki gerilimi değil, tüm Ortadoğu'yu kapsayacak geniş çaplı bir bölgesel savaşı tetikleyebileceği uyarısında bulundu. Kimmitt, Körfez'deki son gerginliklerin ve diplomatik kanalların tıkanmasının, yanlış bir adımın felakete yol açabileceği bir ortam yarattığını vurguladı. Eski generalin açıklamaları, özellikle enerji ticaretinin kalbi olan Hürmüz Boğazı'nın güvenliğinin, küresel ekonomik istikrar için kritik önemini bir kez daha gündeme getirdi.
Gelişmenin Arka Planı: Hürmüz Boğazı'ndaki Gerginlik
Hürmüz Boğazı, dünya petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik bir su yoludur. Son yıllarda ABD'nin İran'a yönelik yaptırımları, İran'ın petrol ihracatını hedef alırken, Tahran yönetimi de bu boğazı kapatma tehdidiyle karşılık vermişti. 2019 yılında ABD'ye ait insansız hava araçlarının düşürülmesi ve tankerlere yönelik saldırılar, tarafları savaşın eşiğine getirmişti. General Kimmitt, o dönemdeki uyarılarına atıfta bulunarak, bugünkü durumun daha da tehlikeli olduğunu belirtti: 'O zaman bir felaketin eşiğinden döndük. Şimdi ise diplomatik çözüm için çok daha az alan var.' Kimmitt, İran'ın nükleer programındaki ilerlemeler ve ABD'nin bölgedeki askeri varlığını artırmasının, yanlış hesaplamalar için zemin hazırladığını söyledi.
Uzmanlar, Hürmüz'deki bir çatışmanın sadece bölgesel değil, küresel enerji piyasalarını da anında etkileyeceğini vurguluyor. Petrol fiyatlarının fırlaması, ekonomik durgunluğu tetikleyebilir. Üstelik Yemen'deki Husiler, Suriye'deki İran destekli güçler ve Irak'taki milisler gibi faktörler, çatışmanın hızla yayılmasına neden olabilir. Kimmitt, 'Bugün Hürmüz'de atılacak tek bir yanlış adım, yarın tüm bölgeyi savaşa sürükleyebilir' uyarısında bulundu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
General Kimmitt'in uyarıları, sadece ABD-İran ilişkileriyle sınırlı kalmıyor. Bölgesel güçlerin pozisyonları da belirleyici olacak. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, doğrudan çatışmadan kaçınmak istese de İran'ın tehditleri karşısında ABD ile işbirliğini sürdürüyor. Öte yandan Rusya ve Çin'in artan nüfuzu, denklemi daha da karmaşık hale getiriyor. Çin, İran'ın en büyük petrol alıcısı konumunda ve Tahran üzerindeki diplomatik baskısını artırıyor. Ancak Batılı analistler, Pekin'in Washington ile ekonomik rekabeti nedeniyle İran'a tam destek vermekten çekinebileceğini belirtiyor. Kimmitt, 'Bu sadece ABD ve İran'ın savaşı olmaz. Rusya, Çin, Suudi Arabistan, İsrail ve Türkiye gibi aktörler kendi çıkarları doğrultusunda hareket edecektir. Bu da savaşı kontrol edilemez hale getirebilir' ifadelerini kullandı.
Son olarak, İran'ın iç politikasındaki gerilimler de riski artırıyor. Ülkede devam eden protestolar ve ekonomik kriz, yönetimi dışarıdaki bir çatışmaya sürükleyebilir. Kimmitt, 'Tahran'daki yetkililer, iç sorunları bastırmak için dış bir maceraya atılabilir. Ancak bu, tüm bölgeyi ateşe verir' dedi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, coğrafi konumu ve enerji bağımlılığı nedeniyle Hürmüz Boğazı'ndaki herhangi bir çatışmadan doğrudan etkilenecektir. Petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki artış, Türkiye'nin dış ticaret açığını ve enflasyonunu daha da kötüleştirebilir. Ayrıca Türkiye, İran ve ABD ile dengeli ilişkiler yürütmeye çalışırken, bölgesel bir savaş Ankara'yı zor bir pozisyonda bırakabilir. NATO üyesi olarak ABD'nin yanında yer alması beklenirken, İran'la komşuluk ilişkileri ve enerji işbirliği bu denklemi karmaşıklaştırıyor. Türkiye'nin ayrıca Suriye ve Irak'taki İran destekli gruplarla mücadelesi devam ediyor; olası bir savaş bu alanlardaki güç dengelerini de altüst edebilir. Dolayısıyla Türkiye, diplomatik kanalları açık tutarak ve bölgesel istikrarı savunarak çatışmadan uzak durmaya çalışacaktır.