ABD yönetimi, Kudüs'te kalıcı bir büyükelçilik binası inşa etmek üzere İsrail ile resmî bir anlaşma imzaladı. Bu adım, ABD'nin 2018'de Tel Aviv'den Kudüs'e taşıdığı büyükelçiliğin geçici bir çözüm olmaktan çıkarılıp sürekli bir diplomasi merkezine dönüştürülmesini öngörüyor. İsrail Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, anlaşmanın iki ülke arasındaki "kırılmaz ittifakın" bir göstergesi olduğu vurgulandı. Anlaşma kapsamında, inşaatın önümüzdeki yıllarda tamamlanması planlanıyor.
Gelişmenin Arka Planı
ABD'nin Kudüs'te büyükelçilik açma kararı, 2017 yılında dönemin Başkanı Donald Trump tarafından alınmış ve 2018'de Tel Aviv'deki elçilik taşınarak Kudüs'te geçici bir tesis hizmete girmişti. Bu karar, uluslararası toplumda geniş yankı uyandırmış ve birçok ülke tarafından eleştirilmişti. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, Kudüs'ün statüsüne ilişkin uluslararası mutabakatı bozduğu gerekçesiyle kararı kınamıştı. Ancak Trump yönetimi, Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıma politikasını sürdürmüştü. Biden yönetimi de bu politikayı devam ettirerek, geçici tesisin yerine daimi bir bina inşa edilmesi için müzakereleri başlatmıştı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ofisinden yapılan açıklamada, "ABD'nin Kudüs'teki varlığının daimileşmesi, İsrail'in egemenliğine ve tarihi başkentine verilen desteğin somut bir ifadesidir" denildi. Anlaşmanın imzalanması, İsrail'in 7 Ekim saldırıları sonrası uluslararası baskıyla karşı karşıya olduğu bir döneme denk geliyor.
İnşaatın yeri ve büyüklüğü henüz netleşmezken, ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, sürecin diplomatik protokoller çerçevesinde yürütüleceğini ve binanın modern güvenlik standartlarına uygun olarak tasarlanacağını belirtti. Bakanlık, tahminî maliyet ve tamamlanma tarihi konusunda henüz bir açıklama yapmadı. Ancak uzmanlar, bu tür projelerin birkaç yılı bulabileceğine dikkat çekiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'nin Kudüs'te daimi bir büyükelçilik inşa etme kararı, Ortadoğu'daki siyasi dengeleri yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyor. Filistin yönetimi, ABD'nin bu adımını uluslararası hukuka aykırı olarak nitelendirirken, Doğu Kudüs'ün Filistin devletinin başkenti olacağı yönündeki tutumunu yineledi. Filistin Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, "ABD, iki devletli çözümü baltalamaya devam ediyor" ifadeleri kullanıldı. Öte yandan, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bazı Arap ülkeleri, İsrail ile normalleşme sürecini sürdürürken, bu gelişme üzerine henüz resmî bir açıklama yapmadı. Avrupa Birliği, Kudüs'ün statüsünün nihai bir barış anlaşmasıyla belirlenmesi gerektiğini vurgulayarak, ABD'nin kararından duyduğu "derin endişeyi" dile getirdi. Rusya ve Çin ise kararı kınayarak, uluslararası toplumu Kudüs'ün tarihsel ve hukukî statüsünü korumaya çağırdı. ABD'nin bu hamlesi, İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşim politikalarına verilen dolaylı bir destek olarak da yorumlanıyor. Bölgedeki kriz ortamında, ABD'nin bu adımı, dondurulmuş barış sürecini daha da karmaşık hale getirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin Kudüs'te daimi büyükelçilik inşa etmesi, Türkiye'nin uzun süredir savunduğu Kudüs'ün statüsünün korunması ve iki devletli çözüm prensiplerine aykırıdır. Ankara, daha önce ABD'nin büyükelçilik taşıma kararını sert bir dille eleştirmiş ve tepki olarak İsrail ile ilişkilerini geri çekmişti. Bu yeni adım, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteği yeniden vurgulamasına ve bölgesel ittifaklarını gözden geçirmesine yol açabilir. Ayrıca, Doğu Akdeniz'deki enerji işbirlikleri ve bölgesel güvenlik dengeleri açısından da Türkiye'nin pozisyonunu etkileyebilir. Türkiye'nin, uluslararası platformlarda bu kararı kınamaya devam etmesi ve Filistin yönetimiyle koordinasyonu artırması bekleniyor.