ABD Dışişleri Bakanlığı, yayımladığı yıllık terörizm raporunda Küba’yı, sol eğilimli gruplar aracılığıyla Amerikan ulusal güvenliğine yönelik büyük bir tehdit olarak sınıflandırdı. Raporda, Küba’nın Venezüella, Nikaragua ve diğer Latin Amerika ülkelerindeki sol hareketlere verdiği destek eleştirilirken, ada ülkesinin “devlet destekli terörizm” faaliyetlerinde bulunduğu iddia edildi. Bu gelişme, Washington’un Küba’nın sosyalist hükümetini devirmeye yönelik artan çabalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, raporun diplomatik gerilimi daha da tırmandırabileceği uyarısında bulunuyor.
Gelişmenin Arka Planı
ABD Dışişleri Bakanlığı’nın her yıl yayımladığı “Ülke Raporları: Terörizm” başlıklı belgede, Küba ilk kez “terörizme maddi destek sağlayan ülkeler” listesinde yer aldı. Raporda, Küba yönetiminin Kolombiya’daki ELN (Ulusal Kurtuluş Ordusu) ve diğer sol gerilla gruplarına lojistik ve siyasi destek verdiği öne sürüldü. Ayrıca, Küba’nın Venezüella’da Nicolás Maduro hükümetine sağladığı istihbarat ve güvenlik desteği de tehdit olarak nitelendirildi.
ABD’nin Küba’ya yönelik bu son hamlesi, eski Başkan Donald Trump döneminde başlatılan “maksimum baskı” politikasının devamı niteliğinde. Trump yönetimi, Küba’ya uygulanan ambargoyu sıkılaştırmış ve ada ülkesine yapılan seyahat ile para transferlerini kısıtlamıştı. Biden yönetimi ise bu politikaları büyük ölçüde sürdürürken, Küba’daki siyasi muhalefete desteğini artırdı. Rapor, bu çabaların bir parçası olarak görülüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Rapor, Latin Amerika’da sol eğilimli hükümetlerin yükselişe geçtiği bir döneme denk geldi. Venezüella, Nikaragua, Bolivya ve Şili’de sol partiler iktidarda veya güçlü konumda. ABD’nin Küba’yı tehdit olarak tanımlaması, bölgedeki sol hükümetlerle ilişkileri daha da germe riski taşıyor. Özellikle Kolombiya’daki solcu başkan Gustavo Petro’nun ELN ile barış sürecini canlandırma çabaları, Washington’un raporuyla sekteye uğrayabilir.
Küresel boyutta ise rapor, ABD’nin Soğuk Savaş döneminden kalma “terörizmle mücadele” söylemini yeniden canlandırdığını gösteriyor. Uzmanlar, raporun asıl amacının Küba’yı diplomatik ve ekonomik olarak izole etmek olduğunu belirtiyor. Küba ise raporu “yalan ve iftira” olarak nitelendirirken, uluslararası toplumun bir kısmı ABD’nin tek taraflı yaptırımlarını eleştiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye’nin Latin Amerika’da yürüttüğü diplomatik ve ekonomik ilişkileri doğrudan etkilemese de bölgesel dengeleri değiştirme potansiyeli taşıyor. Türkiye, Küba ile ticari ve kültürel bağlarını sürdürmekte, ancak ABD ile olan stratejik ortaklığı da göz önünde bulundurulduğunda bir denge politikası izlemektedir. Rapor, Türkiye’nin Latin Amerika’daki sol hükümetlerle ilişkilerini yeniden değerlendirmesine neden olabilir. Ayrıca, ABD’nin “terörizm” tanımını genişletmesi, benzer şekilde Türkiye’nin de terör örgütleri listelerinde değişiklik yapmasına yol açabilir. Küba’nın yalnızlaşması, Türkiye’nin ada ülkesiyle olan ilişkilerinde ileride fırsatlar yaratabilir. Ancak genel olarak olay, uluslararası sistemde ABD’nin hegemonik politikalarının bir yansıması olarak değerlendirilmeli.