ABD'de yeni konut inşaatları, 2020 yılının başından bu yana görülmemiş bir yavaşlama kaydetti. Ülkenin İmar Bakanlığı tarafından açıklanan verilere göre, nisan ayında yıllık bazda konut başlangıçları yüzde 9,8 düşerek 1,36 milyon adede geriledi. Bu, pandeminin ilk aylarındaki kesintiler dışında son altı yılın en zayıf performansı olarak kayıtlara geçti. Düşüşün büyük ölçüde apartman projelerindeki yüzde 24'lük sert azalmadan kaynaklandığı belirtiliyor.
Artan faiz oranları ve kredi koşulları inşaatları baskılıyor
ABD Merkez Bankası'nın (Fed) enflasyonla mücadele kapsamında faiz oranlarını yüksek seviyelerde tutması, ipotek maliyetlerini artırarak konut talebini zayıflatıyor. Özellikle yüksek fiyatlı apartman projeleri, finansman maliyetlerindeki artış ve kredi sıkılaştırması nedeniyle erteleniyor. Tek ailelik ev inşaatları ise nispeten daha dayanıklı bir tablo çizse de, mevcut konut stoku düşük olmasına rağmen yeni projelerin hayata geçmesi giderek zorlaşıyor.
İnşaat malzemeleri fiyatlarındaki yüksek seyir ve işgücü piyasasındaki sıkışıklık da sektörün karşılaştığı diğer engeller arasında. Uzmanlar, konut arzındaki yetersizliğin fiyatları yüksek tuttuğuna dikkat çekerken, yeni projelerin azalmasının orta vadede konut krizini derinleştirebileceği uyarısı yapıyor.
Küresel ekonomi ve emtia piyasalarına olası yansımaları
ABD ekonomisinin lokomotif sektörlerinden olan inşaat ve konut piyasasındaki yavaşlama, küresel büyüme endişelerini besliyor. Özellikle çelik, kereste ve bakır gibi emtialara olan talebin azalması, gelişmekte olan ülke ihracatçıları için olumsuz sinyaller veriyor. Ayrıca, ABD'de konut fiyatlarının düşmeye başlaması halinde, mortgage piyasasında riskler artabilir ve finansal istikrara yönelik tedirginlik büyüyebilir. Avrupa ve Asya borsalarındaki satış baskısının bir kısmı da bu verilere bağlanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küresel faiz oranlarının yüksek seyretmesi, Türkiye'nin dış finansman maliyetlerini artırırken, ABD konut piyasasındaki durgunluk emtia fiyatları üzerinden Türk ihracatçılarını dolaylı yoldan etkileyebilir. Özellikle demir-çelik ve inşaat malzemeleri sektörleri, ABD talebindeki zayıflamaya karşı alternatif pazarlar arayışına girebilir. Diğer yandan, ABD faizlerinin düşürülme takviminin ertelenmesi, gelişmekte olan piyasalardan sermaye çıkışını hızlandırarak TL üzerinde baskı yaratmaya devam ediyor. Türkiye'nin kendi konut piyasasındaki arz sorunları ve yüksek fiyatlar göz önüne alındığında, küresel konut krizinin Türkiye'ye doğrudan bir yansıması olmasa da, makroekonomik istikrarı korumak için yurtiçi talebi canlı tutacak politikaların önemi artıyor.