ABD Başkanı Donald Trump'ın İran ile yeni bir nükleer anlaşma yapma girişimi, kendi partisi içinden bile ciddi şüphelerle karşılaştı. Cumhuriyetçi Parti'nin kıdemli isimlerinden Senatör Chuck Grassley, Pazartesi günü Newsweek'e yaptığı açıklamada, “İran'ın anlaşmalara uyma konusunda pek de iyi bir geçmişi yok” dedi. Bu açıklama, Trump yönetiminin İran ile diplomatik bir çözüm arayışında olduğu bir dönemde geldi. Grassley'in sözleri, Kongre'deki bazı Cumhuriyetçilerin, Tahran'a yönelik yaptırımların hafifletilmesi karşılığında nükleer programını sınırlandırması öngörülen bir anlaşmaya karşı çıkabileceğine işaret ediyor. Trump, 2018'de ABD'yi Obama döneminde imzalanan nükleer anlaşmadan tek taraflı olarak çekmiş ve İran'a karşı 'maksimum baskı' politikası uygulamıştı. Ancak son aylarda, yeni bir anlaşma için sinyaller vermeye başladı.
Gelişmenin arka planı
Trump'ın İran'a yönelik yaklaşımındaki bu potansiyel değişiklik, hem ABD iç siyasetinde hem de uluslararası alanda tartışmalara yol açıyor. Başkan, 2018'de İran nükleer anlaşmasından (JCPOA) çekilme kararını, anlaşmanın 'kötü bir anlaşma' olduğu ve İran'ın balistik füze programı ile bölgedeki milis faaliyetlerini engellemediği gerekçesiyle almıştı. Çekilmenin ardından İran, uranyum zenginleştirme faaliyetlerini hızlandırdı ve anlaşma ile belirlenen sınırları aştı. Trump yönetiminin İran'a yönelik yaptırımları da İran ekonomisini ciddi şekilde etkiledi. Ancak Trump'ın yeniden seçilme çabaları, yeni bir dış politika başarısı arayışında olduğunu gösteriyor. Öte yandan İran, yaptırımların kaldırılması karşılığında müzakere masasına dönebileceğinin sinyallerini verdi. İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, daha önce yaptığı açıklamalarda, ABD'nin öncelikle yaptırımları kaldırması gerektiğini vurgulamıştı.
Senato Çoğunluk Lideri Chuck Schumer ise Grassley'in şüphelerine katıldığını belirtirken, “İran'ın dürüst bir müzakere ortağı olduğuna dair ciddi endişelerim var” dedi. Bazı Cumhuriyetçi senatörler, İran'ın nükleer programının tamamen durdurulması ve bölgedeki vekil güçlerinin faaliyetlerine son verilmesi konusunda somut adımlar atmadan yeni bir anlaşmaya varılmasının tehlikeli olacağını savunuyor. Öte yandan Demokratlar, yeniden müzakerelere başlamayı destekliyor ancak eski anlaşmanın daha katı şartlarla güncellenmesi gerektiğini düşünüyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Olası bir ABD-İran anlaşması, Orta Doğu'da dengeleri önemli ölçüde değiştirebilir. İsrail ve Suudi Arabistan gibi ABD'nin bölgesel müttefikleri, İran'la yeni bir anlaşmaya sıcak bakmıyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, daha önce yaptığı açıklamada, “İran'a güvenilemeyeceğini” ve yeni bir anlaşmanın İran'ı nükleer silah elde etmekten alıkoymaya yetmeyeceğini söylemişti. Suudi Arabistan ise İran'ın bölgedeki etkisinin azaltılmasını talep ediyor. Rusya ve Çin ise ABD'nin İran'a yönelik yaptırımlarının sona ermesini ve diplomatik çözümü destekliyor. Avrupa Birliği, JCPOA'ya bağlı kalmaya devam ediyor ve ABD'nin yeniden anlaşmaya dönmesi için çağrıda bulunuyor. Bu gelişmeler, küresel enerji piyasalarını da etkileyebilir; İran'ın petrol ihracatının yeniden artması petrol fiyatlarını düşürebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile komşu olması ve enerji ihtiyacının bir kısmını İran'dan karşılaması nedeniyle bu gelişmelerden doğrudan etkileniyor. ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarını hafifletmesi veya yeni bir anlaşma yapması, Türkiye’nin enerji maliyetlerini düşürebilir ve ticaret hacmini artırabilir. Ancak, anlaşmanın sağlanamaması durumunda bölgede tansiyonun yükselmesi, Türkiye’nin güvenliğini tehdit edebilir. Özellikle Suriye ve Irak’taki İran destekli milislerin faaliyetleri, Türkiye’nin sınır güvenliği açısından risk oluşturuyor. Ankara, bu nedenle, diyaloğu desteklemekle birlikte, İran’ın bölgesel yayılmacılığına karşı temkinli bir duruş sergiliyor.