ABD Temsilciler Meclisi, Başkan Donald Trump’ın İran’a yönelik askeri güç kullanma yetkisini sınırlayan bir tasarıyı kabul etti. Ancak aynı gün görüşülen Lübnan’a yönelik benzer bir önlem, yeterli oy alamayarak reddedildi. 3 Mart 2021’de yapılan oylamada, İran tasarısı 229’a karşı 186 oyla geçerken, Lübnan tasarısı 152’ye karşı 266 oyla başarısız oldu. Demokratların çoğunlukta olduğu Meclis’te, İran’a karşı savaş ilanı veya askeri operasyon başlatılması durumunda, Kongre’nin önceden onayını zorunlu kılan bu tasarı, Trump’ın 2019’da İranlı General Kasım Süleymani’yi öldürmesinin ardından tırmanan gerilim üzerine gündeme gelmişti. Beyaz Saray, tasarıyı veto etmekle tehdit ederken, Cumhuriyetçiler “başkanın yetkilerini kısıtlama” gerekçesiyle karşı çıktı.
Oylamanın Arka Planı: İran ve Lübnan’daki Gerginlik
İran’a yönelik savaş yetkisini sınırlama girişimi, Ocak 2020’de Süleymani’nin drone saldırısıyla öldürülmesinin ardından Kongre’de başlatılmıştı. Tasarı, başkanın nükleer anlaşma müzakereleri veya terörle mücadele gibi belirli durumlar dışında, İran’a karşı askeri güç kullanmasını Kongre’nin onayına tabi kılıyor. Tasarının kabul edilmesi, Trump yönetiminin İran politikasına karşı Kongre’nin denetimini artırma çabası olarak yorumlandı. Öte yandan Lübnan’a yönelik benzer bir önlem, Beyrut limanındaki patlamanın ardından olası bir uluslararası müdahaleyi önlemeyi amaçlıyordu. Ancak Hizbullah’ın Lübnan siyasetindeki rolü sebebiyle, bu tasarıya Cumhuriyetçilerin yanı sıra bazı Demokratlar da karşı çıktı. Tasarının reddedilmesi, Kongre’nin Lübnan’daki karmaşık dengeler ve Hizbullah faktörü konusunda derin bir bölünme yaşadığını gösterdi.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Nükleer Anlaşma ve Lübnan Ekonomisi
İran tasarısının geçmesi, Biden yönetiminin nükleer anlaşmaya dönüş çabalarını dolaylı olarak etkileyebilir. Biden, 2015 nükleer anlaşmasını yeniden canlandırmak istediğini belirtmiş olsa da, Kongre’nin askeri güç kullanımını sınırlaması, İran’a müzakere kartı olarak kullanılabilir. Ancak Beyaz Saray’ın veto tehdidi, bu tasarının yasalaşma sürecini belirsiz kılıyor. Lübnan örneğinde ise, ülke derin bir ekonomik kriz içinde. IMF ile yürütülen müzakereler, hükümet kurma sürecindeki siyasi tıkanma nedeniyle sekteye uğramış durumda. Tasarının reddedilmesi, Lübnan’a yönelik askeri bir müdahalenin şimdilik gündem dışı olduğunu, ancak Hizbullah’ın stratejik konumunun uluslararası toplum için hala bir endişe kaynağı olduğunu ortaya koyuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ve Lübnan bağlamında ABD’nin askeri güç kullanımını sınırlama çabalarını yakından izlemektedir. İran’a yönelik bu tür yasal kısıtlamalar, bölgede olası bir yeni savaş riskini azaltabilir, bu da Türkiye’nin güvenliği ve enerji hatlarının istikrarı açısından olumludur. Öte yandan Lübnan’daki başarısızlık, özellikle Hizbullah’ın rolü ve bölgesel güç dengesi göz önüne alındığında, Türkiye’nin Doğu Akdeniz politikalarını doğrudan etkilemese de, dolaylı olarak Suriye ve Irak’taki dengeleri şekillendirebilir. ABD’nin Lübnan konusunda çekingen davranması, Ankara’nın bölgede daha bağımsız hareket alanı bulmasına yol açabilir.