2017-2021 yılları arasında ABD'de uygulanan "sıfır tolerans" politikası kapsamında ailelerinden koparılan yüzlerce çocuktan biri olan 11 yaşındaki Luis, Associated Press'in ortaya çıkardığı yeni bir gerçekle yeniden travma yaşıyor: Daha önce annesine kavuşturulan Luis, mahkeme kararına rağmen yeniden ayrılık tehlikesiyle karşı karşıya. Associated Press'in kapsamlı soruşturması, Donald Trump yönetiminin göçmen aileleri ayırma politikasından etkilenmiş düzinelerce çocuğun, federal bir yargıcın aileleri birleştirme emrine rağmen yeniden ebeveynlerinden ayrıldığını veya ayrılma riskiyle karşı karşıya olduğunu belgeledi. Bu durum, yaklaşık yedi yıl süren hukuki mücadelelerin ardından hala devam eden insani krizin boyutlarını bir kez daha gün yüzüne çıkarıyor.
Düzinelerce çocuk hâlâ ailelerine kavuşamadı
Trump yönetiminin 2017-2021 yılları arasında uyguladığı tartışmalı göç politikası kapsamında, Meksika sınırından geçmeye çalışan binlerce göçmen aile çocuklarından ayrıldı. Çocuklar devlet kurumlarına yerleştirilirken, ebeveynler gözaltına alındı veya sınır dışı edildi. Federal Yargıç Dana Sabraw'ın 2018'de verdiği bir kararla tüm ailelerin birleştirilmesi emredildi, ancak Associated Press'in ulaştığı belgeler ve tanık ifadeleri, bu kararın tam olarak uygulanmadığını gösteriyor. En az 40 çocuğun, mahkeme kararına rağmen yeniden ayrılmış durumda olduğu veya ayrılma tehlikesiyle karşı karşıya bulunduğu belirlendi. Luis'in hikayesi bu vakalardan sadece biri: Annesiyle kavuştuktan sonra, ikamet statüleriyle ilgili bir prosedür hatası nedeniyle yeniden ayrılma riskiyle karşı karşıya kalan çocuk, her an annesinden alınacağı korkusuyla yaşıyor.
Aile ayrılığı krizi insan hakları ihlali olarak niteleniyor
Birleşmiş Milletler ve uluslararası insan hakları örgütleri, ABD'nin bu politikasını defalarca kınamış ve aile birleşimlerinin acilen sağlanması çağrısında bulunmuştur. Associated Press'in son soruşturması, bu çağrıların yetersiz kaldığını ve krizin hala devam ettiğini gösteriyor. Uzmanlar, çocukların travma yaşadıklarını ve psikolojik destek almaları gerektiğini vurguluyor. ABD İç Güvenlik Bakanlığı (DHS) konuyla ilgili yazılı bir açıklama yapmaktan kaçınırken, sivil toplum kuruluşları mahkeme kararlarının uygulanması için hukuki mücadelelerini sürdürüyor. Bu durum, ABD'nin uluslararası alandaki imajına gölge düşürürken, göç politikalarının insani boyutunu bir kez daha tartışmaya açıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Doğrudan Türkiye ile ilgili olmasa da, bu haber küresel göç politikaları ve insan hakları ihlalleri bağlamında önem taşımaktadır. Türkiye de Suriye, Afganistan ve diğer bölgelerden gelen yoğun göç dalgalarıyla mücadele ederken, aile bütünlüğünü koruma prensibini benimsemiştir. ABD'de yaşanan bu insani kriz, devletlerin göç yönetiminde insan haklarına saygı göstermesi gerektiğinin altını çizmektedir. Türkiye, kendi sınır güvenliği politikalarını oluştururken, aile ayrılığı gibi travmatik sonuçlardan kaçınmak için uluslararası standartları dikkate almalıdır. Ayrıca, ABD'nin bu konudaki eleştirileri, Türkiye'nin uluslararası kamuoyunda göçmen hakları konusunda daha aktif bir rol üstlenmesine zemin hazırlayabilir.