Kolombiya Savunma Bakanı Diego Molano, geçtiğimiz aylarda ABD yönetimine resmi bir başvuruda bulunarak, ülkenin kuzeybatısındaki Antioquia bölgesinde faaliyet gösteren 'Clan del Golfo' (Körfez Klanı) ve 'Los Urabeños' gibi uyuşturucu kartellerinin yasa dışı altın madenciliği faaliyetlerine finansal yaptırım uygulanmasını talep etti. Ancak yapılan incelemeler, Washington'un bu kartellerin ürettiği altını dolaylı yollardan satın almaya devam ettiğini ortaya koydu. Bu durum, hem Kolombiya'nın iç güvenlik mücadelesini hem de ABD'nin uyuşturucuyla mücadele politikalarını zora sokan bir çelişkiyi gün yüzüne çıkarıyor.
Yasa dışı altın ticareti ve kartel bağlantısı
Kolombiya, dünyanın en büyük altın üreticilerinden biri olmasa da, ülkedeki yasa dışı altın madenciliği son yıllarda patlama yaşadı. Uyuşturucu kartelleri, gelir kaynaklarını çeşitlendirmek amacıyla altın madenciliğine yöneldi. Özellikle Antioquia, Chocó ve Cauca bölgelerinde, ormanların yok edilmesi pahasına açılan kaçak madenlerde, cıva ve siyanür gibi zehirli kimyasallar kullanılarak altın çıkarılıyor. Bu altın, genellikle hiçbir vergi ödenmeden ve herhangi bir denetime tabi tutulmadan, başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere küresel piyasalara sürülüyor. Kolombiya Savunma Bakanlığı'nın verilerine göre, ülkedeki altın üretiminin yaklaşık yüzde 70'i yasa dışı kaynaklardan geliyor. Kartellerin altın ticaretinden yılda en az 2,5 milyar dolar gelir elde ettiği tahmin ediliyor.
Bakan Molano'nun talebi, özellikle bu altını ithal eden ABD'li şirketlerin ve rafinerilerin kara listeye alınmasını hedefliyordu. Ancak ABD Hazine Bakanlığı, şu ana kadar herhangi bir yaptırım kararı almadı. Bunun yerine, ABD'li alıcıların söz konusu altını satın almaya devam ettiği bildiriliyor. Uzmanlar, bunun nedenini ABD altın piyasasının büyük ölçüde düzensiz olmasına ve ithalatın izlenmesindeki zorluklara bağlıyor.
Küresel tedarik zincirindeki kırılma
Yasa dışı altın ticareti yalnızca Kolombiya'yı değil, tüm küresel tedarik zincirini tehdit ediyor. Peru, Ekvador ve Venezuela gibi diğer Güney Amerika ülkelerinde de benzer sorunlar yaşanıyor. Dünya Altın Konseyi'nin raporlarına göre, küresel altın arzının yüzde 10 ila 20'sinin yasa dışı kaynaklardan geldiği tahmin ediliyor. Bu altın, çoğu zaman İsviçre, Birleşik Arap Emirlikleri ve Hindistan gibi ülkelerdeki rafinerilerde eritilerek 'temiz' altın haline getiriliyor ve ardından ABD başta olmak üzere gelişmiş ülkelere ihraç ediliyor. ABD'nin mevcut düzenlemeleri, ithal edilen altının kaynağını doğrulamayı zorunlu kılmıyor. Bu da kartellerin altınlarını meşru piyasalara sokmasını kolaylaştırıyor.
Kolombiya hükümeti, yasa dışı madenciliğe karşı askeri operasyonlar düzenlese de, bu operasyonların maliyeti oldukça yüksek. Üstelik karteller, altın gelirleriyle silah ve personel temin ederek devlete karşı dirençlerini artırıyor. ABD'nin yaptırım konusundaki isteksizliği, Kolombiya'da hayal kırıklığı yarattı. Zira Washington, aynı dönemde Venezuela altınına yaptırım uygulamaktan çekinmemişti. Analistlere göre, ABD'nin bu tutarsızlığı, uyuşturucuyla mücadele politikalarının etkinliğini sorgulatıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, altın ithalatında önemli bir aktör olup, yılda ortalama 150-200 ton altın ithal etmektedir. Kolombiya kartellerinin altını gibi yasa dışı kaynaklardan gelen altının Türkiye'ye ulaşma riski bulunmaktadır. Türkiye'deki kuyumculuk sektörü ve rafineriler, uluslararası standartlara uyum sağlamakta zorlanabilir. Ayrıca, ABD'nin bu konudaki çifte standardı, küresel yaptırım rejimlerinin sorgulanmasına yol açarken, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin dış ticaret politikalarını da etkileyebilir. Ankara'nın, altın ticaretinde şeffaflığı artırmak ve yasa dışı akışları engellemek için uluslararası işbirliğine daha fazla önem vermesi gerekmektedir. Bu haber, özellikle MİT ve BDDK'nın altın ithalatı denetimlerini sıkılaştırması açısından önemli bir uyarı niteliği taşımaktadır.