ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) verilerine göre, ülkede bu yıl kaydedilen kızamık vakası sayısı 2 bin 318'e ulaşarak 2025 yılı toplamını şimdiden geride bıraktı. Bu rakam, son yılların en yüksek seviyesi olarak dikkat çekiyor ve halk sağlığı uzmanlarını endişelendiriyor. Bilim insanları, aşılama oranlarındaki düşüşün özellikle küçük çocuklar gibi savunmasız grupları hastalığa karşı daha açık hale getirdiği konusunda uyarıyor.
Kızamık vakaları neden artıyor?
Kızamık, oldukça bulaşıcı bir viral enfeksiyon olup, aşı ile önlenebilir bir hastalıktır. Ancak son yıllarda özellikle aşı karşıtlığı hareketlerinin etkisiyle aşılama oranlarında ciddi düşüşler yaşanıyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), toplumsal bağışıklığın sağlanabilmesi için aşılama oranının en az yüzde 95 olması gerektiğini belirtiyor. ABD'nin birçok eyaletinde bu oranın altına inildiği, bu durumun da salgınlara zemin hazırladığı ifade ediliyor. CDC'ye göre, 2024 yılında vakaların büyük bir kısmı, aşılanmamış veya eksik aşılanmış topluluklarda görüldü. Uzmanlar, kızamığın ciddi komplikasyonlara yol açabileceğini, zatürre, beyin iltihabı ve hatta ölüme neden olabileceğini hatırlatarak, aşılamanın önemine vurgu yapıyor.
Kızamık vakalarındaki bu artış, yalnızca ABD'ye özgü değil. Avrupa'da da benzer bir tablo yaşanıyor. DSÖ, 2023 yılında Avrupa genelinde 58 binin üzerinde vaka kaydedildiğini ve bunun önceki yıla göre önemli bir artış olduğunu duyurmuştu. Aşılama oranlarının düşmesi, dünya genelinde halk sağlığı otoritelerini alarma geçirmiş durumda.
Bölgesel ve küresel boyut
Kızamık salgınları, sadece sağlık sistemleri üzerinde değil, aynı zamanda ekonomik ve sosyal yaşam üzerinde de olumsuz etkiler yaratıyor. Salgınlar, okulların kapanmasına, iş gücü kaybına ve sağlık harcamalarının artmasına neden olabiliyor. Küresel bir perspektiften bakıldığında, aşılama oranlarındaki düşüş, aşı ile kontrol altına alınan hastalıkların yeniden ortaya çıkmasına yol açıyor. Bu durum, ülkelerin sınır ötesi iş birliği yapmasını ve aşı programlarını güçlendirmesini zorunlu kılıyor. DSÖ ve UNICEF gibi kuruluşlar, ülkeleri aşılama oranlarını artırma konusunda teşvik etmeye devam ediyor.
Öte yandan, aşı karşıtlığı hareketleri, özellikle sosyal medya üzerinden yayılan yanlış bilgilerle besleniyor. Bu yanlış bilgiler, aşıların otizme neden olduğu gibi bilimsel olarak çürütülmüş iddiaları içeriyor. Uzmanlar, bu tür dezenformasyonun, toplumsal sağlığı tehdit ettiğini ve aşılama oranlarını düşürdüğünü belirtiyor. Halk sağlığı yetkilileri, doğru bilgiye erişimin artırılması ve aşılamanın önemi konusunda toplumsal farkındalığın yükseltilmesi çağrısı yapıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki kızamık vakalarındaki artış, Türkiye için de önemli bir uyarı niteliği taşıyor. Türkiye'de son yıllarda aşılama oranlarında düşüşler yaşandığı ve bu durumun kızamık gibi aşı ile önlenebilir hastalıkların yeniden görülme riskini artırdığı uzmanlarca dile getiriliyor. Küresel seyahatlerin ve göç hareketlerinin yoğun olduğu Türkiye, salgınlara açık bir konumda bulunuyor. Bu nedenle, Sağlık Bakanlığı'nın aşılama programlarını güçlendirmesi, aşı karşıtlığıyla mücadele etmesi ve toplumsal farkındalığı artırması büyük önem taşıyor. Aksi takdirde, ABD'de yaşanan tablonun Türkiye'de de benzer şekilde ortaya çıkma riski bulunuyor.