ABD'de kızamık vakaları bu yıl yaklaşık 3.700'e ulaşarak on yıllardır görülmemiş bir seviyeye çıktı. Yetkililer, enfeksiyonların dörtte birinin tek bir eyalette yoğunlaştığını belirtti. Aşılanmamış topluluklarda hızla yayılan salgın, halk sağlığı politikalarını ve aşı kampanyalarını yeniden tartışmaya açtı.
Salgının Arka Planı
ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) verilerine göre, 2025 yılında kaydedilen kızamık vakası sayısı 3.700'e yaklaşarak 1990'ların başından bu yana en yüksek seviyeye ulaştı. Salgının merkezinde, aşı oranlarının düşük olduğu kapalı topluluklar yer alıyor. Özellikle bazı eyaletlerde aşı reddi oranlarının artması, virüsün hızla yayılmasına zemin hazırladı. Uzmanlar, tek bir eyalette görülen vakaların toplam vakaların dörtte birini oluşturduğunu vurgulayarak, yerel sağlık sistemleri üzerindeki baskının arttığını belirtiyor.
Kızamık, son derece bulaşıcı bir virüs. Havada asılı kalan damlacıklar yoluyla yayılıyor ve bağışıklığı olmayan kişilerde ciddi komplikasyonlara, hatta ölüme yol açabiliyor. 2000 yılında ABD'de kızamık eliminasyonu ilan edilmişti; ancak son yıllarda aşı karşıtı hareketin güçlenmesi ve pandemi sırasında aşılama hizmetlerindeki aksamalar, hastalığın geri dönüşünü tetikledi.
Salgının yayılmasında, özellikle okul çağındaki çocukların aşılanmasında yaşanan düşüş etkili oldu. Bazı eyaletlerde aşı muafiyetlerinin genişletilmesi, toplum bağışıklığını zayıflattı. Sağlık yetkilileri, salgının kontrol altına alınması için aşılama oranlarının yeniden yükseltilmesi gerektiğini vurguluyor. Federal düzeyde ise aşı politikalarına ilişkin tartışmalar sürüyor; bazı siyasetçiler aşı zorunluluklarını desteklerken, diğerleri bireysel özgürlükleri öne çıkarıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'deki salgın, küresel kızamık tablosunun bir parçası. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), 2023'te dünya genelinde kızamık vakalarında %79'luk bir artış bildirmişti. COVID-19 pandemisi sırasında aşılama kampanyalarının aksaması, birçok ülkede bağışıklık açıklarını büyüttü. Özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerde kızamık aşısına erişim zorlaştı. ABD'deki salgın, aşı reddi gibi faktörlerin yanı sıra uluslararası seyahatlerle de bağlantılı. Yurt dışından gelen enfekte kişiler, aşı oranlarının düşük olduğu bölgelerde zincirleme bulaşa neden olabiliyor.
Uzmanlar, kızamık eliminasyonunun sürdürülebilmesi için toplumun en az %95'inin iki doz aşı ile bağışıklanması gerektiğini hatırlatıyor. Ancak ABD'de bazı bölgelerde bu oran %90'ın altına düştü. Salgın, sadece bir sağlık sorunu değil; aynı zamanda sosyal ve siyasi bir mesele. Aşı karşıtlığı, sosyal medyada yayılan yanlış bilgilerle besleniyor ve bu durum halk sağlığı uzmanlarını endişelendiriyor. Federal hükümet, salgınla mücadele için eyaletlere ek kaynak sağlama ve aşı erişimini kolaylaştırma çağrısı yapıyor.
Kızamık salgını, aynı zamanda sağlık sisteminin kırılganlığını gözler önüne seriyor. Hastanelerde kızamık vakalarına ayrılan yatak sayısı artarken, sağlık çalışanları ek yük altında. Salgının ekonomik maliyeti de yüksek; iş gücü kaybı ve tedavi masrafları kamu bütçesine yük getiriyor. Uzun vadede, aşılama programlarına yapılan yatırımların artırılması gerekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki kızamık salgını, aşı reddinin küresel bir halk sağlığı tehdidi haline geldiğini gösteriyor. Türkiye, kızamık aşısını rutin aşılama takvimine dahil ederek yüksek bağışıklama oranlarını koruyor; ancak dünya genelinde artan vakalar, ülkemiz için de ithal vakalar yoluyla risk oluşturuyor. Özellikle uluslararası seyahatlerin yoğun olduğu dönemlerde, aşılanmamış kişilerin hastalığı taşıma olasılığı bulunuyor. Türkiye, kendi aşılama programını güçlü tutarak ve salgın bölgelerinden gelenlere yönelik tarama önlemleriyle bu riski yönetebilir. Ayrıca, küresel aşı eşitsizliğine karşı uluslararası iş birliklerinde aktif rol alması, hem bölgesel hem de küresel sağlık güvenliğine katkı sağlayacaktır.