ABD Başkanı Donald Trump'ın yoğun baskı ve tehditlerine konu olan Detroit-Windsor arasındaki Ambassador Köprüsü'nün 27 Temmuz'da tamamen trafiğe açılacağı açıklandı. Konuya yakın kaynaklar, Kanada hükümetinin köprünün net geçiş gelirlerinden ABD'ye belirli bir oranda pay vermeyi kabul ettiğini bildirdi. Bu anlaşma, iki ülke arasında aylardır süren gergin müzakerelerin ardından geldi. Köprünün kapanması, özellikle otomotiv sektörü olmak üzere Kuzey Amerika tedarik zincirlerinde ciddi aksamalara yol açmıştı.
Gelişmenin arka planı
Ambassador Köprüsü, ABD ile Kanada arasındaki ticaretin yaklaşık dörtte birini taşıyan stratejik bir geçiş noktası. Köprü, Şubat 2022'de COVID-19 kısıtlamalarını protesto eden Kanadalı kamyoncular tarafından bloke edilmiş ve haftalarca kapalı kalmıştı. O dönemde Trump yönetimi, köprünün derhal açılmaması halinde Kanada'ya yönelik gümrük tarifeleri uygulayacağı tehdidinde bulunmuştu. Ancak iki ülke arasındaki diplomatik trafik sonucu, köprünün yeniden açılması için bir takvim üzerinde anlaşıldı.
Yeni anlaşmaya göre, köprünün işletmesini elinde bulunduran Kanada şirketi, elde edilen net geçiş gelirlerinin bir kısmını ABD federal bütçesine aktaracak. Yetkililer, bu payın yıllık yaklaşık 10 milyon dolar civarında olacağını tahmin ediyor. Anlaşma, aynı zamanda köprüde güvenlik önlemlerinin artırılmasını ve acil durumlarda ortak müdahale protokollerinin oluşturulmasını da içeriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Ambassador Köprüsü'nün açılması, yalnızca iki ülke ticareti için değil, küresel tedarik zincirleri için de kritik önem taşıyor. Köprü, özellikle ABD'deki otomobil üreticilerinin Kanada'dan parça tedarik ettiği ana hatlardan biri. Ford, General Motors gibi devler, köprünün kapalı olduğu dönemde üretimlerini durdurmak zorunda kalmıştı. Köprünün yeniden açılması, bu şirketlerin tedarik zincirlerini normale döndürmelerine olanak tanıyacak.
Ancak anlaşmanın kalıcı olup olmayacağı henüz kesin değil. Trump yönetiminin, özellikle ticaret açığı konusunda Kanada'ya yönelik baskıları sürüyor. Bazı analistler, bu anlaşmanın geçici bir çözüm olduğunu ve ileride daha kapsamlı bir ticaret anlaşmasına zemin hazırlayabileceğini belirtiyor. Öte yandan, Kanada Başbakanı Justin Trudeau'nun anlaşmayı ülke içinde eleştirenler, köprü gelirlerinden ABD'ye pay verilmesini 'egemenlik tavizi' olarak nitelendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-Kanada arasındaki bu kriz, küresel tedarik zincirlerindeki kırılganlığı bir kez daha gözler önüne serdi. Türkiye, özellikle Avrupa ve Asya arasındaki lojistik köprüleri (İstanbul Kanalı, Marmaray gibi) planlarken bu tür krizlerden ders çıkarabilir. Ayrıca, Türkiye'nin ABD ile ticari ilişkilerinde benzer bir baskıyla karşılaşma ihtimali bulunuyor. Ambassador Köprüsü anlaşması, iki ülke arasında kritik altyapıların işletilmesinde gelir paylaşımı modellerinin uygulanabilir olduğunu gösteriyor. Türkiye de sınır ötesi altyapı projelerinde benzer modelleri değerlendirebilir.