İsrail, Gazze, Lübnan ve Suriye'de sürdürdüğü askeri operasyonlara yönelik uluslararası eleştirilere rağmen, küresel silah ticaretinde rekor kırmaya devam ediyor. Tel Aviv yönetimi, 2023 yılında 12,5 milyar doları aşan savunma ihracatıyla dünyanın en büyük silah tedarikçileri arasında yer alırken, bu başarının ardında ABD'nin sağladığı finansal ve lojistik destek yatıyor. Uzmanlara göre Washington, İsrail'in savunma sanayiini dolaylı olarak sübvanse ederek, Tel Aviv'in dünya çapında askeri angajmanlar kurmasına olanak tanıyor.
Gelişmenin arka planı
İsrail Savunma Bakanlığı verilerine göre, ülkenin savunma ihracatı son beş yılda yüzde 50'nin üzerinde arttı. Hindistan, Azerbaycan, Fas ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler, İsrail'den insansız hava araçları, füze savunma sistemleri, siber güvenlik teknolojileri ve küçük silahlar satın alıyor. Responsible Statecraft'a konuşan analistler, İsrail'in bu satışları “bir tür politik angajman aracı” olarak kullandığını belirtiyor. Tel Aviv, silah anlaşmalarını genellikle uzun vadeli stratejik ortaklıklarla birleştiriyor ve alıcı ülkeleri kendi güvenlik mimarisine bağlıyor.
Ancak bu ticaretin sürdürülebilirliği, ABD'nin İsrail'e her yıl sağladığı 3,8 milyar dolarlık askeri yardım olmadan mümkün değil. Washington, bu fonların büyük kısmını İsrail'in Amerikan silahları satın almasına tahsis ederken, Tel Aviv aynı zamanda kendi geliştirdiği sistemleri de üçüncü ülkelere pazarlıyor. Uzmanlar, ABD'nin bu desteğinin İsrail'in Ar-Ge maliyetlerini düşürdüğünü ve ona rekabet avantajı sağladığını vurguluyor. Örneğin Iron Dome hava savunma sistemi, Amerikan teknolojisi ve finansmanıyla geliştirilirken, şimdi dünya çapında satılıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İsrail'in silah ihracatı, özellikle Orta Doğu ve Asya-Pasifik bölgelerinde jeopolitik denklemleri yeniden şekillendiriyor. İbrahim Anlaşmaları ile normalleşen Körfez ülkeleri, İsrail'den yüksek teknoloji ürünü savunma sistemleri alarak İran'a karşı ortak bir cephe oluşturuyor. Azerbaycan ise, Dağlık Karabağ çatışmasında İsrail yapımı kamikaze dronlarını etkin bir şekilde kullandı. Bu durum, Türkiye gibi bölgesel aktörler için endişe kaynağı oluyor. Öte yandan, İsrail'in Çin ve Rusya'ya yaptığı satışlar da Washington'u rahatsız ediyor. ABD, müttefikinin Çin'e casusluk yazılımı satmasını engellemeye çalışırken, Tel Aviv çok yönlü bir denge politikası izliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'in silah ihracatındaki bu yükseliş, Türkiye'nin savunma sanayii rekabeti açısından önemli bir gelişmedir. Türkiye, özellikle SİHA ve kara araçları alanında İsrail ile doğrudan rakiptir. Azerbaycan, Pakistan ve Ukrayna gibi ülkelerde iki ülke ürünleri arasında bir tercih söz konusu olmaktadır. ABD'nin İsrail'e sağladığı sübvansiyon, Türk savunma firmalarını fiyatlandırma ve teknoloji geliştirme açısından zorlamaktadır. Ayrıca, İsrail'in Doğu Akdeniz ve Kafkasya'da artan askeri varlığı, Türkiye'nin çevresindeki güç dengelerini etkileyebilir. Ankara'nın kendi milli savunma projelerine hız vermesi ve alternatif pazarlar araması bu bağlamda stratejik bir önem taşımaktadır.