ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, İsrail ve Lübnan hükümeti Cuma günü yaptıkları ortak açıklamayla, İran'ın Lübnan'daki etkisini Hizbullah destekleri aracılığıyla sona erdirmeyi ve İsrail'in güneyde işgal ettiği topraklardan çekilmesini öngören üçlü bir çerçeve anlaşmasına vardıklarını duyurdu. Anlaşma, 2006'daki İkinci Lübnan Savaşı'nın ardından bölgedeki gerginliği azaltma çabalarının bir parçası olarak görülüyor. Beyaz Saray'dan yapılan yazılı açıklamada, anlaşmanın Lübnan'ın egemenliğini güçlendireceği ve bölgesel istikrara katkı sağlayacağı belirtildi.
Gelişmenin arka planı
İsrail, 2006 savaşından bu yana Lübnan'ın güneyinde küçük bir toprak parçasını işgal altında tutuyor. Bu bölge, İsrail sınırına yakın stratejik noktalardan oluşuyor. İran destekli Hizbullah, bu bölgede askeri varlığını sürdürmekle kalmayıp, İsrail'e yönelik saldırılar da düzenliyor. Anlaşmanın temel amacı, Hizbullah'ı bölgeden uzaklaştırarak, İsrail'in güvenlik endişelerini gidermek. Lübnan hükümeti ise kendi toprakları üzerinde tam kontrol sağlamayı umuyor. Anlaşma kapsamında, Lübnan ordusunun güneye konuşlandırılması ve uluslararası gözlemcilerin bölgeyi denetlemesi öngörülüyor. Trump yönetimi, bu anlaşmayı İran'ın bölgedeki yayılmacı politikalarına karşı bir başarı olarak sunuyor.
Anlaşmanın detaylarına göre, İsrail'in çekilmesi aşamalı olarak gerçekleşecek ve bu süreçte Lübnan ordusu ile Birleşmiş Milletler Geçici Görev Gücü (UNIFIL) güvenliği sağlayacak. Hizbullah'ın silah bırakması veya siyasi kanadının zayıflatılması gibi doğrudan bir madde bulunmamakla birlikte, Lübnan hükümeti grubun etkisini azaltmak için iç düzenlemeler yapmayı taahhüt ediyor. ABD, bu süreçte Lübnan'a ekonomik ve askeri yardım sağlayacağını duyurdu. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, anlaşmayı "tarihi bir adım" olarak nitelendirirken, Lübnan Başbakanı ise "ulusal egemenliğin geri kazanılması" olarak yorumladı.
Bölgesel veya küresel boyut
Anlaşma, İran ile ABD ve müttefikleri arasındaki gerilimin tırmandığı bir dönemde geldi. İran'ın nükleer programı ve bölgesel müdahaleleri nedeniyle uluslararası baskı altında olduğu bir süreçte, bu anlaşma İran'ın Lübnan'daki en önemli kozu olan Hizbullah'ın etkisini kırmayı hedefliyor. Ancak uzmanlar, Hizbullah'ın silahlı kanadının anlaşmaya uymayabileceği ve Lübnan'da iç siyasi krizlere yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Rusya ve Çin, anlaşmanın taraflı olduğu ve İran'ı dışlayarak bölgesel dengeleri bozduğu eleştirisini yaptı. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ise anlaşmayı destekliyor. Avrupa Birliği, anlaşmanın bölge istikrarına olumlu katkı yapabileceğini, ancak tam uygulamanın izlenmesi gerektiğini belirtti.
Anlaşmanın bölgedeki diğer çatışma alanlarına, özellikle Suriye İç Savaşı ve Yemen krizine etkisi şimdilik belirsiz. Ancak analistler, İran'ın Lübnan'daki etkisinin azalmasının, Tahran'ın bölgesel stratejisini yeniden gözden geçirmesine neden olabileceğini düşünüyor. Ayrıca anlaşma, Trump'ın seçim öncesi dış politika başarısı olarak lanse ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu anlaşma, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Ortadoğu politikaları açısından önemli sonuçlar doğurabilir. İran'ın Lübnan'daki etkisinin azalması, Suriye'deki güç dengelerini de etkileyebilir. Türkiye, İran'ın bölgesel yayılmacılığından rahatsızlık duyan ülkeler arasında yer alıyor, bu nedenle anlaşma Ankara'nın çıkarlarına kısmen uyuyor. Ancak Türkiye, Lübnan'daki siyasi istikrarsızlığın artmasından endişe ediyor. Ayrıca, Hizbullah'ın zayıflaması dolaylı olarak Türkiye'nin müttefiki olan Filistin gruplarını da etkileyebilir. Türkiye, anlaşmayı sahiplenmekten ziyade bölgesel dengelerdeki değişimi yakından izleyecek gibi görünüyor.