ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya yönelik son eleştirisinde, Netanyahu'nun Lübnan'daki Hizbullah militanlarına karşı yürüttüğü savaşta 'daha yumuşak bir üslup' kullanması gerektiğini söyledi. Trump'ın bu açıklaması, ABD ile İsrail arasındaki geleneksel 'özel ilişki'nin ciddi bir çatlağa dönüştüğüne dair en son işaret olarak değerlendiriliyor. FRANCE 24 Kudüs muhabiri Noga Tarnopolsky'e göre, Trump'ın İran'a karşı savaştaki ortağı olarak gördüğü Netanyahu'ya yönelik bu tarz kamuoyu önünde yapılan uyarılar artık olağan hale gelmiş durumda.
Trump'ın 'Daha Yumuşak' Çağrısı ve Netanyahu'nun Yanıtı
Trump, Çarşamba günü yaptığı açıklamada, Netanyahu'nun Hizbullah'a karşı operasyonlarda daha dikkatli olması gerektiğini belirterek, "Bence daha yumuşak bir dokunuş kullanabilir. Bunu çok iyi yapıyor, ancak belki biraz daha yumuşak olmalı" ifadelerini kullandı. Bu sözler, İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyinde Hizbullah hedeflerine yönelik hava saldırılarını yoğunlaştırdığı bir döneme denk geldi. Netanyahu ise henüz doğrudan bir yanıt vermemiş olsa da, yönetiminden yapılan ön açıklamalar İsrail'in kendi güvenliği konusunda ABD'nin onayına ihtiyaç duymadığı yönünde. Analistler, iki lider arasındaki bu gerilimin sadece taktiksel bir farklılıktan ibaret olmadığını, aynı zamanda kişisel gerginlikler ve stratejik hedef farklılıklarından kaynaklandığını belirtiyor. Trump, İsrail'in İran nükleer programına yönelik potansiyel bir askeri saldırı konusunda da temkinli olmasını istiyor; bu da Netanyahu'nun daha agresif tutumuyla taban tabana zıt.
Bölgesel Dengeler ve İran Faktörü
ABD-İsrail ilişkilerindeki bu soğuma, Orta Doğu'da İran'ın bölgesel nüfuzu ve Hizbullah'ın Lübnan'daki varlığı gibi hassas konuların daha da karmaşık hale gelmesine yol açıyor. İsrail, İran destekli Hizbullah'ın sınırlarına yönelik tehdidi bertaraf etmek için son aylarda Lübnan'da hava saldırılarını artırmıştı. Ancak Trump yönetimi, özellikle seçim öncesi dönemde yeni bir askeri çatışmaya sürüklenmek istemiyor. Bu durum, ABD'nin geleneksel olarak İsrail'e verdiği koşulsuz desteğin artık sorgulanmasına neden oluyor. Tarnopolsky'ye göre, Trump'ın son çıkışı, iki ülke arasındaki stratejik ittifakın kişisel hesaplar ve farklı öncelikler nedeniyle aşındığını gösteriyor. Öte yandan, İran'ın nükleer anlaşma sonrası bölgedeki faaliyetleri, İsrail ve ABD arasındaki koordinasyonu daha da kritik hale getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İsrail ilişkilerindeki bu kırılma, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Orta Doğu'daki dengeleri açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Özellikle Suriye, Irak ve Lübnan gibi ülkelerde İran'ın rolüne dair farklı pozisyonlar alan Ankara, bu ayrışmanın yarattığı boşluktan kendi çıkarları doğrultusunda yararlanabilir. Ancak Türkiye'nin NATO üyesi olarak Washington'la ilişkileri ve Rusya-İran ekseniyle yaşadığı karmaşık bağlar, bu tabloyu doğrudan etkileyebilir. İsrail'in güvenlik endişeleri ile ABD'nin çekilme iştahı arasındaki çatışma, bölgedeki tüm aktörlerin yeniden konumlanmasına yol açabilir. Türkiye için asıl sınav, bu yeni denklemde kendi diplomatik ve askeri özerkliğini koruyarak istikrar arayışını sürdürebilmek olacaktır.