ABD ile İsrail arasındaki stratejik gerilim, Washington'un bölgesel cephelerde savaşın sonlandırılması yönündeki baskısını artırmasıyla yeni bir boyuta taşındı. The Guardian'ın güvenilir kaynaklara dayandırdığı kapsamlı bir rapora göre, ABD yönetimi Gazze'de çatışmaların ölçeğinin küçültülmesini ve İsrail güçlerinin Lübnan'dan daha kapsamlı bir şekilde geri çekilmesini talep ederken, İsrail yönetimi İran'a karşı eylemlerinde kısıtlanmaksızın hareket etme özgürlüğünde ısrar ediyor. Bu anlaşmazlık, Lübnan'daki Hizbullah ateşkesinin uygulanması ve Gazze'deki esir takası müzakerelerinin tıkanmasıyla birlikte ortaya çıkıyor.
Washington'un "de-eskalasyon" çabası ve İsrail'in direnişi
ABD'li üst düzey yetkililer, son haftalarda İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya yaptıkları baskılarda, Gazze'deki askeri operasyonların kademeli olarak daraltılmasını ve Lübnan'daki birliklerin çekilmesini açıkça gündeme taşıdı. Rapora göre Beyaz Saray, özellikle Demokrat Parti içinde yükselen savaş karşıtı tepkilerin etkisiyle, bölgesel bir ateşkesin sağlanmasının hem uluslararası toplum nezdindeki itibarı hem de küresel enerji fiyatları ve tedarik zincirleri üzerindeki baskıyı azaltacağını hesaplıyor.
Ancak İsrail tarafı, Hamas'ın Gazze'deki askeri kapasitesini tamamen yok etmeden ve Hizbullah'ın sınır bölgesine yeniden yerleşmesini engellemeden güvenliğini garanti altına alamayacağını savunuyor. Netanyahu hükümeti, İran'ın nükleer programı konusunda uluslararası müzakerelerin çıkmaza girmesinin ardından Tahran'a karşı her türlü askeri seçeneği masada tutmak istiyor. Bu durum, Washington'un İran'a yönelik yeni bir askeri çatışma endişeleriyle çakışıyor.
Bölgesel boyut: Lübnan ateşkesi ve Gazze'deki insani kriz
Raporda, ABD'nin Lübnan'da ateşkesin sürdürülebilmesi için İsrail'in geri çekilmesinin kritik olduğu mesajını ilettiği belirtiliyor. Hizbullah ile İsrail arasında varılan geçici ateşkes, şu ana kadar kırılgan bir sükunet sağlasa da, taraflar arasında artan ihlaller ve sınır bölgesindeki gerilim endişe verici boyutlara ulaşmış durumda. Aynı zamanda Gazze'de insani durumun derinleştiği, BM'nin bölgeye gıda ve ilaç sevkiyatındaki aksaklıkları rapor ettiği kaydediliyor.
Uzmanlar, ABD'nin bu baskısının sadece kendi çıkarından kaynaklanmadığını; bir yandan Kızıldeniz'deki Husilere karşı kurulan koalisyonun devamı, diğer yandan Suudi Arabistan ile İsrail arasında normalleşme görüşmelerinin yeniden başlatılabilmesi için bölgesel sükunetin şart olduğunu vurguluyor. Özellikle ABD'nin 2024 başkanlık seçimleri öncesi, Orta Doğu'da büyük bir krizden kaçınma motivasyonu arttı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme Türkiye için iki açıdan kritik önem taşıyor. Birincisi, Lübnan'daki olası bir ateşkes ve İsrail'in geri çekilmesi, Doğu Akdeniz'deki enerji denklemlerini ve bölgedeki istikrarı doğrudan etkileyecek. Türkiye, Lübnan'daki istikrarsızlığın sınır ötesi terör riskini artırabileceği endişesiyle, bölgede diplomatik girişimlerini sürdürüyor. İkincisi, ABD-İsrail arasındaki bu gerilim, Türkiye'nin İran ile ilişkilerinde manevra alanı yaratabilir. Ancak Gazze'deki insani krizin derinleşmesi, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteği daha da hassas bir noktaya taşıyor.