ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, İran'a yönelik yaptırım baskısını artırmaya kararlı olduklarını belirterek, yeni ikincil yaptırımların haftalık olarak devreye alınacağını duyurdu. Bessent, Tahran yönetiminin finansal kaynaklarını kurutmayı hedefleyen bu adımların, İran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetlerine karşı uluslararası toplumun elini güçlendireceğini savundu. Yetkililer, yaptırım paketlerinin kapsamını genişleterek daha önce hedef alınmamış sektörleri ve kurumları da içine alacağını açıkladı.
Yaptırım rejiminin yeni aşaması
Bessent'in açıklamaları, ABD'nin İran'a yönelik 'maksimum baskı' politikasını yeniden canlandırma çabalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Önceki yönetim döneminde gevşetilen yaptırımlar, özellikle İran'ın petrol ihracatını ve finansal işlemlerini hedef alıyor. Yeni süreçte, haftalık olarak uygulanacak yaptırımların, İran ekonomisi üzerindeki baskıyı kademeli olarak artırması ve Tahran'ı müzakere masasına çekmesi bekleniyor.
Uzmanlar, bu stratejinin benzer şekilde Kuzey Kore'ye uygulanan yaptırım politikalarını andırdığına dikkat çekiyor. ABD'nin amacı, İran'ın gelir kaynaklarını keserek nükleer programı ve bölgesel vekil güçlere verdiği desteği sınırlamak. Ancak bu adımların, uluslararası piyasalarda enerji fiyatları üzerindeki etkisi ve Çin, Rusya gibi ülkelerin tepkisi konusunda endişelere yol açtığı biliniyor.
Dolar sisteminden tamamen koparma senaryosu
Bessent, yaptırım araçlarının daha da sertleştirilebileceğini ima ederek, bir sonraki aşamada İran'ın dolar bazlı finansal sistemden tamamen izole edilmesinin gündemde olduğunu söyledi. Bu, İran Merkez Bankası'nın uluslararası ödeme sistemlerinden (SWIFT gibi) çıkarılması ve dolar işlemlerinin tamamen yasaklanması anlamına gelebilir. Böyle bir adım, İran'ın dış ticaretini büyük ölçüde sekteye uğratabilir ve ülke ekonomisini daha da daraltabilir.
Ancak uluslararası hukuk açısından bu tür tek taraflı yaptırımların etkinliği tartışmalı. İran, alternatif ödeme sistemleri ve yerel para birimleriyle ticaret yaparak bu yaptırımları aşmaya çalışıyor. Özellikle Çin ve Rusya ile geliştirdiği finansal kanallar, İran'ın dolar bağımlılığını azaltma çabalarının bir parçası olarak görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin İran'a yönelik yaptırımları sıkılaştırması, Türkiye'yi doğrudan ilgilendiren bir gelişme. Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bir kısmını İran'dan karşılıyor ve iki ülke arasındaki ticaret hacmi milyarlarca dolar seviyesinde. Yaptırımların derinleşmesi, Türk şirketlerinin İran'la iş yapma kapasitesini kısıtlarken, enerji maliyetlerini de artırabilir. Öte yandan, Türkiye'nin ABD ile ilişkilerinde hassas bir denge kurması gerekiyor. Washington'ın yaptırımlara uymayan ülkelere yönelik ikincil yaptırım tehditleri, Türk bankalarını ve iş dünyasını tedirgin ediyor. Bu nedenle Ankara'nın hem ulusal çıkarlarını korumak hem de ABD ile angajmanı sürdürmek adına diplomatik manevralar yapması bekleniyor. Bölgesel istikrar açısından ise yaptırımların İran'ı daha da radikalleştirmesi riski, Türkiye'nin güvenliğini olumsuz etkileyebilir.