ABD Hazine Bakanlığı, 2 Haziran 2025 tarihinde İran'a yönelik yeni bir yaptırım paketini yürürlüğe koydu. Açıklamaya göre, yaptırım listesinde toplam 12 kuruluş, çok sayıda gerçek kişi ve İran'dan sıvılaştırılmış petrol gazı (LPG) taşıyan tankerler yer alıyor. Yaptırımlar, İran'ın enerji sektörü ve lojistik ağına yönelik baskıyı artırmayı hedefliyor. Özellikle dikkat çeken nokta, listedeki 12 kuruluştan 5'inin Marshall Adaları'nda kayıtlı olması. Bu durum, İran'ın yaptırımlardan kaçmak için kullandığı bayrak devletleri ve paravan şirket ağını hedef alan bir stratejiyi işaret ediyor.
Yaptırım listesinin ayrıntıları
ABD Hazine Bakanlığı'nın resmi internet sitesinde yayımlanan listeye göre, yaptırıma tabi tutulan kuruluşlar arasında Birleşik Arap Emirlikleri'nde faaliyet gösteren birkaç firmanın yanı sıra Hong Kong merkezli bir lojistik şirketi de bulunuyor. Yaptırımlar kapsamında bu kuruluşların ABD'deki tüm mal varlıkları dondurulurken, ABD vatandaşlarının bu firmalarla her türlü ticari işlem yapması yasaklandı. Ayrıca, İran'dan LPG taşıdığı belirtilen bir dizi tanker de hedef alındı. Analistlere göre bu hamle, İran'ın enerji ihracatını kısıtlama çabalarının bir parçası. ABD yönetimi, İran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetleri nedeniyle uyguladığı yaptırımları 2018'den bu yana kademeli olarak artırıyor. Son yaptırımlar, özellikle İran'ın Venezuela ve diğer ülkelere LPG sevkiyatını engellemeyi amaçlıyor.
Yaptırım listesinde yer alan kişiler arasında İran Devrim Muhafızları ile bağlantılı olduğu iddia edilen bir dizi iş insanı da bulunuyor. ABD, bu kişilerin İran'ın yaptırım delme faaliyetlerine aracılık ettiğini öne sürüyor. Listede ayrıca, İran merkezli birkaç banka ve finans kuruluşunun da yer aldığı belirtiliyor. Uzmanlar, yaptırımların İran ekonomisini daha da zora sokacağını, ancak Tahran yönetiminin alternatif finansal kanallar ve takas yöntemleriyle bu baskıyı aşmaya çalıştığını vurguluyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Yeni yaptırımların bölgesel yansımaları da olması bekleniyor. İran'ın enerji ihracatının kısıtlanması, küresel LPG piyasalarında arz sıkıntısına yol açabilir. Özellikle Asya'da LPG ithalatına bağımlı ülkeler, fiyat artışlarıyla karşılaşabilir. Diğer yandan, yaptırımların İran'ın Yemen, Suriye ve Lübnan'daki vekil güçlerine sağladığı finansal desteği azaltması bekleniyor. ABD'nin bu adımı, İran'la nükleer müzakerelerin durma noktasına geldiği bir dönemde geliyor. Biden yönetimi, bir yandan diplomasi kanallarını açık tutarken, diğer yandan ekonomik baskıyı sürdürüyor. Bu ikili strateji, İran'ı müzakere masasına dönmeye zorlamayı hedefliyor. Ancak Tahran, yaptırımların kaldırılması için ön koşulsuz müzakereleri reddediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile hem komşuluk ilişkileri hem de enerji ticareti açısından yakın bağlara sahip. Yeni yaptırımlar, Türkiye'nin İran'dan doğalgaz ve petrol alımlarını doğrudan etkilemese de LPG ticaretini olumsuz yönde etkileyebilir. Türk şirketlerinin yaptırım listesindeki kuruluşlarla iş yapmaması konusunda uyarılması, Ankara'nın ABD ile ilişkilerinde hassas bir denge kurmasını gerektiriyor. Öte yandan, yaptırımların İran ekonomisini daraltması, Türkiye'nin İran'a yönelik ihracatını da kısıtlayabilir. Bölgesel olarak, İran'ın finansal kaynaklarının azalması, Suriye ve Irak'taki istikrarsızlığı derinleştirebilir; bu da Türkiye'nin güvenlik çıkarlarını tehdit edebilir. Ankara, bu gelişmeleri yakından izliyor ve ABD ile koordinasyon içinde hareket etmeye çalışıyor.