ABD, İran'a yönelik saldırılarını ikinci güne taşırken, Kongre'nin Başkan Donald Trump'a savaş yetkisi konusunda uyarıda bulunduğu günlerde bu hamlenin yasal olup olmadığı tartışma konusu oldu. Pentagon kaynakları, İran destekli milis gruplara ait olduğu belirtilen hedeflerin vurulduğunu açıkladı. Gelişme, ABD iç siyasetinde savaş yetkisi ve başkanın tek taraflı askeri müdahale yetkisi üzerine hararetli tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Gelişmenin arka planı
ABD Kongresi, geçtiğimiz günlerde kabul ettiği bir kararla Başkan Trump'ın İran'a yönelik askeri operasyonlar için ya Kongre'den onay alması ya da mevcut savaşı sonlandırması gerektiğini bildirmişti. Ancak bu kararın ardından ABD, İran'a yönelik saldırılarına devam etti. Beyaz Saray, operasyonların meşru müdafaa hakkı kapsamında yürütüldüğünü savunurken, Kongre üyeleri başkanın anayasal yetkilerini aştığı görüşünde. Savaş Yetkileri Yasası (War Powers Resolution), başkanın Kongre onayı olmadan en fazla 60 gün süreyle askeri güç kullanmasına izin veriyor. Ancak Trump yönetimi, saldırıların terörle mücadele kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini öne sürüyor.
Hedefler arasında İran Devrim Muhafızları'na bağlı unsurların yanı sıra, İran'ın desteklediği Haşdi Şabi gibi milis grupların mevzileri de bulunuyor. İran Dışişleri Bakanlığı, saldırıları kınarken, misilleme yapacaklarını duyurdu. Bölgedeki Amerikan askeri varlığına yönelik tehditlerin arttığı bir dönemde yaşanan bu gelişme, ABD'nin Orta Doğu politikasında yeni bir kırılma noktasına işaret ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD'nin İran'a yönelik bu saldırıları, sadece ikili ilişkileri değil, tüm Orta Doğu dengelerini etkiliyor. İran, Körfez ülkeleri ve İsrail üzerinden yürüttüğü vekalet savaşlarıyla ABD'yi zor durumda bırakmaya çalışırken, Washington yönetimi de Tahran'ı ekonomik ve askeri açıdan sıkıştırmayı hedefliyor. Bu saldırıların, İran'ın nükleer programı ve bölgedeki nüfuz mücadelesi üzerinde doğrudan etkileri olması bekleniyor. Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler, taraflara itidal çağrısı yaparken, Rusya ve Çin'in tutumu da merak ediliyor. Moskova, ABD'yi provokasyonla suçlarken, Pekin ise diplomatik çözüm çağrısında bulundu.
Kongre'deki Demokrat ve Cumhuriyetçi üyeler arasında da görüş ayrılıkları yaşanıyor. Bazı Cumhuriyetçiler başkanın kararlı duruşunu desteklerken, birçok Demokrat savaş yetkisinin gasp edildiğini savunuyor. Konunun Yüksek Mahkeme'ye taşınması ihtimali de gündemde.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ve ABD arasındaki bu gerilimden doğrudan etkilenme potansiyeli taşıyan ülkelerden biri. Hem ABD ile NATO müttefiki olması hem de İran ile uzun sınırı, ekonomik ilişkileri ve enerji bağımlılığı, Ankara'yı hassas bir konuma getiriyor. Olası bir askeri çatışma, Türkiye'nin güney sınırlarında istikrarsızlığı artırabilir, Suriye ve Irak'taki güvenlik dengelerini bozabilir. Ayrıca, İran'a yönelik yaptırımların derinleşmesi, Türkiye'nin enerji ithalatında alternatif arayışlarını zorunlu kılabilir. Türk diplomasisi, bu krizde arabulucu rolü oynamaya çalışırken, bölgedeki askeri varlığını da korumak durumunda.