ABD, 8 Temmuz 2026 tarihinde İran'a yönelik beklenmedik bir askeri harekat başlatarak ülkenin petrol satışlarını fiilen engellemeye başladı. Bloomberg'in "The Asia Trade" programında, Tokyo ve Sidney'den canlı yayınlanan bültende Shery Ahn ve Haidi Stroud-Watts, bu gelişmenin Asya piyasalarının açılışında yarattığı etkiyi masaya yatırdı. Ham petrol fiyatları yüzde 8'in üzerinde sıçrarken, borsa endekslerinde sert düşüşler görüldü. ABD Savunma Bakanlığı, İran'ın nükleer tesislerine yönelik hassas saldırılar düzenlendiğini ve petrol ihracatını sağlayan limanların askeri abluka altına alındığını duyurdu.
Gelişmenin Arka Planı
Operasyon, ABD Başkanı'nın ulusa sesleniş konuşmasının ardından başlatıldı. Başkan, İran'ın son aylarda Basra Körfezi'nde ticari gemilere yönelik saldırılarını ve uranyum zenginleştirme faaliyetlerini gerekçe göstererek "sınırlı ve hedef odaklı" bir askeri müdahale emri verdiğini açıkladı. Pentagon, operasyonun ilk dalgasında İran Devrim Muhafızları'na ait 12 füze rampası, iki hava savunma sistemi ve petrol ihracatında kilit rol oynayan Harg Adası terminalinin vurulduğunu bildirdi. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı, İran'ın askeri gemilere ve petrol tankerlerine yaklaşmasını engellemek amacıyla Körfez'de "güvenlik bölgesi" ilan etti. Bu bölge, İran'ın petrol yükleme rotalarını büyük ölçüde kısıtlıyor. İran Dışişleri Bakanlığı ise saldırıyı "savaş ilanı" olarak nitelendirirken, BM Güvenlik Konseyi acil toplantıya çağrıldı. Küresel petrol arzının yaklaşık yüzde 4'ünü kontrol eden İran'ın ihracatının durma noktasına gelmesi, Brent tipi ham petrolü varil başına 112 dolara taşıdı. Analistler, bu seviyelerin 2022 Rusya-Ukrayna savaşından bu yana en yüksek seviye olduğuna dikkat çekiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'nin hamlesi, sadece İran'ı değil, bölgedeki tüm enerji akışını tehdit ediyor. Hürmüz Boğazı'ndan geçen günlük 17 milyon varil petrol, küresel ticaretin yüzde 20'sini oluşturuyor. ABD'nin boğazın girişinde uyguladığı abluka, Suudi Arabistan ve Irak gibi diğer Körfez üreticilerinin ihracatında da gecikmelere yol açabilir. Japonya, Güney Kore ve Hindistan gibi Asya'nın büyük petrol ithalatçıları, acil durum stoklarını kullanma kararı aldı. Çin ise İran'ın en büyük petrol müşterisi konumunda; Pekin yönetimi, ABD'nin tek taraflı müdahalesini kınayarak BM çerçevesinde hareket edilmesi çağrısı yaptı. Avrupa Birliği, kriz yönetimi için ABD'li ve İranlı yetkililerle ayrı ayrı temas kurarken, Rusya "bölgesel bir yangının eşiğinde olunduğu" uyarısında bulundu. Küresel piyasalarda risk iştahı tavan yapmış durumda; altın ons başına 2.450 dolarla rekor kırdı. Dolar endeksi yükselirken, gelişmekte olan ülke para birimleri baskı altında. Ekonomistler, petrol fiyatlarındaki bu artışın küresel enflasyonu yeniden tetikleyerek merkez bankalarını faiz artırımına zorlayabileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran gerilimi, Türkiye için ciddi ekonomik ve jeopolitik riskler barındırıyor. Türkiye, ihtiyacının yaklaşık yüzde 30'unu İran'dan karşılayan bir petrol ithalatçısı konumunda; abluka nedeniyle enerji maliyetlerinde ani bir yükseliş kaçınılmaz görünüyor. Aynı zamanda, Basra Körfezi'nden çıkan iki büyük boru hattının (Kerkük-Ceyhan ve Bakü-Tiflis-Ceyhan) kesintiye uğrama ihtimali, Türkiye'nin transit rolünü ve enerji tedarik güvenliğini tehdit ediyor. Bölgedeki hareketlilik, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki askeri varlığını da yeniden değerlendirmesine yol açabilir. Dışişleri Bakanlığı'nın bugün yaptığı açıklamada taraflara itidal çağrısı yapılırken, krizin diplomasi yoluyla çözülmesi gerektiği vurgulandı. Ancak Türkiye, müttefiki ABD ile arasındaki stratejik ortaklık ile İran'la sürdürdüğü enerji ve ticaret ilişkileri arasında hassas bir denge kurmak zorunda. Gelişmeler, Türkiye'nin orta vadede enerji kaynaklarını çeşitlendirme ve yerli üretimi artırma çabalarını hızlandırabilir.