ABD ile İran arasında, haftalardır süren yoğun diplomatik temasların ardından, savaşın sonlandırılması ve stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı’nda transitin yeniden başlatılması konusunda ön mutabakata varıldı. İki tarafın da isminin açıklanmasını istemediği kaynaklara göre, geçici anlaşma çerçevesinde öncelikle ateşkes sağlanacak ve boğazdaki deniz trafiği normale dönecek. Ardından nükleer program, bölgesel nüfuz mücadelesi ve yaptırımlar gibi daha karmaşık başlıklarda müzakerelere geçilmesi planlanıyor. Anlaşmanın detayları henüz kamuoyuyla paylaşılmazken, tarafların hafta sonuna kadar resmi bir açıklama yapması bekleniyor.
Hürmüz Boğazı’nda transit yeniden başlıyor
Dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı, son çatışmalar nedeniyle neredeyse tamamen kapanmıştı. Bu durum küresel enerji piyasalarında sert dalgalanmalara yol açmış, petrol fiyatları varil başına 120 doların üzerine çıkmıştı. Mutabakatın ilk adımı olarak, boğazdaki mayın temizleme operasyonlarına başlanacağı ve uluslararası nakliye şirketlerine güvenli geçiş koridoru sağlanacağı bildiriliyor. İran Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan gayriresmî açıklamada, “Boğazın güvenliği İran’ın kırmızı çizgisidir; ancak diyalog yoluyla çözümden yanayız” denildi. ABD Dışişleri Bakanlığı ise konuyla ilgili henüz resmi bir yazılı açıklama yapmadı.
Ön anlaşma kapsamında ateşkesin ilk 72 saat içinde yürürlüğe girmesi ve tarafların askerî birliklerini en az 10 kilometre geri çekmesi öngörülüyor. Bölgedeki gözlemciler, bu hamlenin özellikle Basra Körfezi'ndeki küçük çatışmaları sonlandırabileceğini belirtiyor. Ancak uzmanlar, asıl zorluğun ikinci aşamada, yani İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetleri ve ABD’nin bölgedeki askerî varlığı gibi köklü sorunların masaya yatırılacağı müzakerelerde yaşanacağını vurguluyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Enerji güvenliği ve denge arayışı
Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması, başta Çin, Japonya ve Güney Kore olmak üzere Asya’nın enerji ithalatçısı ülkeleri için hayati önem taşıyor. Ön anlaşmanın duyulmasının ardından petrol fiyatları yüzde 5’ten fazla gerileyerek 112 dolar seviyesine indi. Ancak analistler, kalıcı bir barışın sağlanamaması halinde fiyatların yeniden yükselebileceği uyarısında bulunuyor. Öte yandan Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, İran’la varılan her türlü mutabakatı dikkatle izliyor. Riyad yönetimi, Tahran’ın nükleer programına ilişkin herhangi bir yumuşamanın bölgesel güç dengesini değiştireceği endişesini taşıyor. Avrupa Birliği ise anlaşmayı memnuniyetle karşılarken, “kapsamlı ve sürdürülebilir bir çözüm” çağrısı yaptı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithal eden bir ülke olarak Hürmüz Boğazı’nın güvenliğinden doğrudan etkileniyor. Anlaşma, petrol fiyatlarının istikrara kavuşmasına katkı sağlayarak Türkiye’nin cari açığı ve enflasyonu üzerinde olumlu bir etki yaratabilir. Ayrıca Türkiye, İran’la kuzey-güney enerji koridoru bağlamında iş birliğini derinleştirme potansiyeli taşıyor. Ancak, ABD-İran yakınlaşmasının bölgedeki dengeleri değiştirmesi ve Türkiye’nin Katar, Suudi Arabistan gibi ülkelerle olan ilişkilerini karmaşıklaştırması da olası. Ankara’nın, özellikle ikinci aşama müzakerelerde Tahran’ın nükleer programına ilişkin alacağı pozisyonu dikkatle izlemesi gerekiyor.