Uluslararası toplum, ABD ile İran arasında tırmanan gerilimi yakından izlerken, İran İnsan Hakları (IHR) Başkanı ve Oslo Üniversitesi Nörobilim Profesörü Mahmood Amiry-Moghaddam, Tahran yönetiminin son dönemdeki protestolara ve savaş koşullarına verdiği yanıtı sert bir dille eleştiriyor. Oslo'dan konuşan Amiry-Moghaddam, ABD'nin İran'a yönelik savaşının İran halkıyla ilgili olmadığını, asıl meselenin rejim değişikliği olduğunu vurguluyor. Avrupa'nın ise bu krizde insan haklarını masaya getirebilecek tek aktör olduğunu belirtiyor.
Gelişmenin Arka Planı: İran'da İnsan Hakları Krizinin Derinliği
Mahmood Amiry-Moghaddam, İran'da Mahsa Amini'nin ölümüyle başlayan ve tüm ülkeye yayılan protesto dalgasına değiniyor. Rejimin bu gösterilere karşı orantısız güç kullandığını, yüzlerce kişinin öldürüldüğünü ve binlerce kişinin tutuklandığını ifade ediyor. İdam cezalarının arttığına dikkat çeken Amiry-Moghaddam, özellikle siyasi mahkumların ve azınlıkların hedef alındığını vurguluyor. Ayrıca, İran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetleri nedeniyle uluslararası baskı altında olduğuna işaret ediyor.
Amiry-Moghaddam, ABD'nin İran'a yönelik askeri seçenekleri masada tutmasının aslında İran halkının refahını veya demokratik taleplerini dikkate almadığını; tam tersine, Tahran yönetimini daha da katılaştırdığını söylüyor. Ona göre, Washington'un önceliği İran'ın nükleer faaliyetlerini durdurmak ve bölgesel nüfuzunu kırmak, ancak bu hedefler İran halkının insan haklarına saygı gösterilmeden gerçekleştirilemez.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Avrupa'nın İnsan Hakları Diplomasisi
Avrupa ülkeleri, ABD'nin sert tutumu ile Rusya ve Çin'in İran'a desteği arasında sıkışmış durumda. Amiry-Moghaddam, Avrupa'nın bu krizde arabulucu rolü oynayabileceğini, ancak bunun için insan haklarını önceliklendirmesi gerektiğini belirtiyor. İran'da rejim değişikliğinin ancak içeriden gelebileceğini, dış müdahalenin ters tepeceğini vurguluyor. Avrupa Birliği'nin yaptırımlarını insan hakları ihlallerine karşı daha etkin kullanması gerektiğini, ancak İran halkının günlük yaşamını etkilememesi için yeniden tasarlanması gerektiğini ekliyor.
Amiry-Moghaddam, İran'da kadın hakları, ifade özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı gibi temel konularda ilerleme kaydedilmeden kalıcı bir çözümün mümkün olmadığını söylüyor. Avrupa'nın bu konuları İran'la yapılacak her türlü müzakerede masaya koyması gerektiğini ifade ediyor. Ayrıca, İran'ın nükleer programı konusunda yapılacak olası bir anlaşmanın insan hakları boyutunu da içermesi gerektiğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran gerginliği Türkiye'yi jeopolitik ve ekonomik açıdan doğrudan etkilemektedir. Türkiye, İran ile 535 km'lik ortak sınıra sahip olup, Irak ve Suriye'deki gelişmeler de bu krizden bağımsız değildir. Olası bir çatışma, Türkiye'yi yeni bir sığınmacı dalgası, enerji arzında kesinti ve bölgesel ticarette daralma riskiyle karşı karşıya bırakabilir. Türkiye, insan hakları konusunda Avrupa ile benzer hassasiyetleri paylaşmakla birlikte, İran'la ekonomik ilişkilerini de sürdürmek zorundadır. Bu nedenle Ankara, çatışmasız bir çözümden yana olup, Avrupa'nın arabulucu rolünü destekleyebilir; ancak İran'ın iç işlerine müdahale edilmesine karşı temkinlidir.