ABD ve İran arasında 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde yeniden başlayan saldırılar, bölgesel gerilimi doruk noktasına taşıdı. İran'ın üç ticari gemiye düzenlediği füze saldırılarının ardından ABD, İran hedeflerine karşı hava harekâtı başlattı. Çatışmalar, özellikle Basra Körfezi ve Umman Denizi'nde yoğunlaşırken, uluslararası toplum ateşkes çağrılarını artırdı. Gelişmeler, küresel enerji piyasalarında dalgalanmaya ve bölgesel güvenlik dengelerinde önemli değişimlere yol açtı.
Arka Plan: Gerilimin Tırmanışı
Son 24 saat içinde yaşanan olaylar zinciri, İran'ın sabah saatlerinde Basra Körfezi'nde seyreden üç ticari gemiye füze saldırısı düzenlemesiyle başladı. Saldırılarda gemilerden birinde hafif hasar oluşurken, can kaybı yaşanmadı. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) yaptığı açıklamada, saldırıların İran Devrim Muhafızları'na bağlı unsurlarca gerçekleştirildiğini duyurdu.
Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, ABD Başkanı'nın Ulusal Güvenlik Konseyi ile acil toplantı yaptığı ve misilleme kararı aldığı belirtildi. ABD savaş uçakları ve donanma gemileri, akşam saatlerinde İran'ın güney kıyılarındaki askeri tesislere ve füze rampalarına yönelik hava harekâtı başlattı. CENTCOM, saldırıların İran'ın deniz ticaret yollarını tehdit etme kapasitesini zayıflatmayı hedeflediğini açıkladı.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Çatışmaların tırmanması, özellikle küresel enerji piyasalarını olumsuz etkiledi. Ham petrol fiyatları, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatma tehditleri ve fiili saldırılar nedeniyle %4'ün üzerinde yükseldi. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, tansiyonun düşürülmesi için çağrıda bulunurken, Rusya ve Çin, ABD'yi orantısız güç kullanmakla suçladı. Avrupa Birliği, taraflara itidal çağrısı yaparak diplomatik çözüm bulunması gerektiğini vurguladı.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, acil toplantı kararı alırken, İran Dışişleri Bakanı ülkesinin meşru müdafaa hakkını kullandığını ve saldırıların ABD'nin bölgedeki askeri varlığına karşı bir uyarı olduğunu söyledi. ABD Savunma Bakanı ise daha fazla saldırıya hazır olduklarını, ancak diplomasiye de açık olduklarını belirtti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin güney sınırındaki İran ile komşuluk ilişkileri ve enerji güvenliği açısından kritik önem taşıyor. Türkiye, İran'dan doğalgaz ve petrol ithal eden bir ülke olarak, olası bir ambargo veya Hürmüz Boğazı'nın kapanması halinde enerji arzında ciddi sıkıntı yaşayabilir. Ayrıca, bölgedeki ABD-İran çatışması, Türkiye'nin terörle mücadele ve Suriye politikasını da etkileyebilir. Türkiye, bu krizde arabuluculuk rolü üstlenerek hem enerji güvenliğini korumak hem de bölgesel istikrarı sağlamak adına diplomatik girişimlerini artırmalıdır.