ABD Merkez Kuvvetleri (CENTCOM), 5 Şubat 2025 tarihinde TSİ 01.00 sularında İran'a yönelik yeni bir saldırı dalgası başlattığını duyurdu. CENTCOM'un resmi X hesabından yapılan açıklamaya göre, operasyonun amacı İran'ın Hürmüz Boğazı'nda serbest seyrüsefer yapan sivil denizciler ve ticari gemilere yönelik saldırı kabiliyetini zayıflatmak. Saldırıların, İran'ın bölgede artan provokasyonlarına yanıt olarak başlatıldığı belirtiliyor. Bu gelişme, dünya enerji piyasalarında hareketliliğe yol açarken, küresel ticaret yollarının güvenliği konusunda endişeleri yeniden gündeme taşıdı.
Gelişmenin Arka Planı
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık %20'sinin geçtiği stratejik bir su yoludur. İran, yıllardır bu boğazda askeri tatbikatlar yaparak ve gemilere el koyarak uluslararası toplumu tehdit etmektedir. Son dönemde özellikle İran destekli Husilerin Kızıldeniz'deki saldırıları ve İran'ın Basra Körfezi'nde ticari gemilere yönelik tacizleri, ABD ve müttefiklerini harekete geçirdi. CENTCOM, 2024 yılı sonundan bu yana İran'a yönelik çeşitli askeri operasyonlar düzenliyor. Bugünkü saldırılar, bu operasyonların en kapsamlıları arasında yer alıyor.
Pentagon kaynakları, saldırılarda kara ve hava konuşlu sistemlerin kullanıldığını, hedeflerin ise İran'ın kıyı savunma sistemleri, radar tesisleri ve İran Devrim Muhafızları'na ait hızlı botların bulunduğu üsler olduğunu bildiriyor. ABD yetkilileri, operasyonun sivil kayıpları en aza indirecek şekilde planlandığını vurgularken, İran ise saldırılara misilleme yapma tehdidinde bulundu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hürmüz Boğazı'nın güvenliği, yalnızca bölgesel değil, küresel bir ekonomik istikrar meselesidir. Boğazın kapatılması veya trafiğinin aksaması, petrol fiyatlarını anında yükseltir ve küresel enflasyonu körükler. Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre, boğazdan günlük 17 milyon varil ham petrol geçmektedir. Bu miktar, küresel talebin beşte birine denk geliyor. Herhangi bir kesinti, başta Asya ve Avrupa olmak üzere birçok bölgeyi enerji krizine sürükleyebilir.
ABD ve İran arasındaki bu yeni gerginlik, aynı zamanda bölgesel güç dengelerini de etkiliyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, ABD'nin askeri varlığını desteklerken, Rusya ve Çin ise İran'a diplomatik destek sinyali veriyor. Çin'in, İran'dan petrol ithalatını artırması ve bölgede askeri varlığını güçlendirmesi, ABD-Çin rekabetini de körüklüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'ndaki gerginlik, Türkiye'yi doğrudan etkileyen bir gelişmedir. Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithal etmektedir ve petrol arzında Basra Körfezi'ne bağımlıdır. Boğazın güvenliğinin tehlikeye girmesi, Türkiye'nin enerji maliyetlerini artırabilir ve cari açığı büyütebilir. Ayrıca Türkiye, Rusya-Ukrayna savaşı sonrası enerji tedarik rotalarını çeşitlendirme stratejisi izlerken, bu yeni kriz alternatif yolları zorunlu kılabilir. Ankara, bölgesel istikrarı korumak için diplomatik girişimlerde bulunsa da, ABD-İran çatışması Türkiye'yi zor bir denge siyasetine itmektedir. Türkiye, bir yandan NATO müttefiki ABD ile ilişkilerini sürdürürken, diğer yandan enerji ithalatında önemli bir ortak olan İran'la komşuluk ilişkilerini korumak durumundadır.