ABD, 20 Temmuz 2026 hafta sonu boyunca İran'a yönelik geniş çaplı bir hava saldırısı dalgası gerçekleştirdi. Pentagon yetkilileri, operasyonun başarıyla tamamlandığını ve yeni bir saldırı serisinin daha başlatıldığını açıkladı. Bu hamle, ABD'nin İran'a yönelik askeri baskısını önemli ölçüde artırırken, İran limanlarının yeniden uygulamaya konan deniz ablukası da bir haftalık süreyi doldurmak üzere. Gelişme, Körfez bölgesinde tansiyonun zirve yaptığı bir dönemde yaşanıyor.
Saldırıların Arka Planı ve Detayları
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'ndan (CENTCOM) yapılan açıklamaya göre, hafta sonu düzenlenen hava harekâtında İran'ın askeri altyapısına ait çok sayıda hedef vuruldu. Saldırıların özellikle İran'ın balistik füze rampaları, insansız hava aracı üsleri ve kıyı savunma sistemlerini hedef aldığı belirtildi. Operasyonda B-2 Spirit hayalet bombardıman uçakları ve deniz konuşlu Tomahawk seyir füzelerinin kullanıldığı öğrenildi. ABD Savunma Bakanı, yeni saldırı dalgasının İran'ın nükleer programını ve bölgesel milis güçlerine verdiği desteği engellemeye yönelik olduğunu ifade etti.
Bu arada, geçen hafta yeniden yürürlüğe konan İran limanları ablukası, ticari gemi trafiğini ciddi şekilde etkiliyor. ABD Beşinci Filosu, İran'a yönelik silah sevkiyatını ve petrol kaçakçılığını önlemek amacıyla Basra Körfezi'nde yoğun denetimler gerçekleştiriyor. Bir haftadır devam eden abluka nedeniyle İran'ın başlıca ihracat limanlarında gemi kuyrukları oluştuğu ve uluslararası navlun fiyatlarının yükseldiği bildiriliyor. İran hükümeti ablukayı 'korsanlık' olarak nitelendirirken, BM Güvenlik Konseyi'nde acil toplantı talep etti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'nin bu hamlesi, İran'la nükleer müzakerelerin çökmesinin ardından geldi. Geçtiğimiz aylarda İran, uranyum zenginleştirme seviyesini %90'a çıkardığını duyurmuş ve bu durum uluslararası toplumda büyük tepki çekmişti. ABD yönetimi, İran'ın askeri kapasitesini sınırlamak için diplomatik yolların tükendiğini savunuyor. Ancak Rusya ve Çin, ABD'yi 'tek taraflı güç kullanımıyla bölgesel istikrarı tehdit etmekle' suçluyor. Avrupa Birliği ise iki tarafı da itidale çağırırken, İran ile ticari ilişkileri olan Avrupalı şirketler ablukadan endişe duyuyor.
Petrol piyasaları, gelişmelerden doğrudan etkilendi. Brent petrolün varil fiyatı hafta sonu %8 artışla 95 dolara yükseldi. Analistler, Hürmüz Boğazı'nın güvenliğinin sağlanamaması halinde fiyatların 100 doların üzerine çıkabileceği uyarısı yapıyor. Bu durum, özellikle enerji ithalatına bağımlı gelişmekte olan ekonomiler için ciddi bir risk oluşturuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran gerilimi Türkiye'yi doğrudan etkileyen jeopolitik bir krizdir. Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bir bölümünü İran ve Körfez ülkelerinden karşılamaktadır. Hürmüz Boğazı'nda yaşanacak bir kriz, Türkiye'nin enerji tedarik zincirini tehdit edebilir ve iç piyasada akaryakıt fiyatlarını artırabilir. Ayrıca Türkiye, İran'la sınır komşusudur ve iki ülke arasında PKK/PYD ve Irak'ın kuzeyindeki gelişmeler bağlamında hassas bir güvenlik dengesi bulunmaktadır. ABD'nin İran'a yönelik saldırıları, bölgede yeni bir göç dalgasına veya terör faaliyetlerinde artışa neden olabilir. Türkiye'nin, hem NATO müttefiki ABD ile ilişkilerini koruma hem de İran'la tam bir kopuş yaşamama arasında dengeleyici bir diplomasi yürütmesi beklenmektedir.