ABD ile İran arasında üzerinde çalışılan nükleer anlaşma görüşmeleri, beklenmedik bir şekilde Lübnan’daki son siyasi gelişmeler nedeniyle tıkandı ve henüz yeni bir başlangıç tarihi belirlenemedi. Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre, Tahran yönetimi, Beyrut’taki krizin bölgesel dengeleri etkileyeceği gerekçesiyle müzakere takvimini yeniden değerlendirme kararı aldı.
Gelişmenin arka planı
Ocak 2025'te Avrupa Birliği'nin arabuluculuğunda dolaylı olarak başlayan müzakereler, İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin sınırlandırılması ve ABD’nin yaptırımlarının kademeli olarak kaldırılması gibi konuları kapsıyordu. Taraflar, geçtiğimiz hafta Cenevre’de bir araya gelmeyi planlıyordu. Ancak, görüşmelerin başlamasına saatler kala İran heyetinin geri çekilmesiyle süreç durdu.
Beyrut’ta Hizbullah destekli hükümetin istifası ve ardından patlak veren sokak olayları, İran’ın Lübnan’daki müttefiklerine yönelik endişelerini artırdı. Tahran, Lübnan’daki durum istikrara kavuşana kadar nükleer dosyayı masaya yatırmanın bölgesel konumunu zayıflatacağını düşünüyor. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü yaptığı açıklamada, “İran’ın müzakereleri askıya alma kararını anlıyoruz ancak bu durumun uzun sürmemesi için her iki taraf da esneklik göstermeli” ifadelerini kullandı.
Bölgesel ve küresel boyut
Lübnan krizi, sadece ABD-İran ilişkilerini değil, aynı zamanda Orta Doğu’daki güç dengelerini de doğrudan etkiliyor. Hizbullah’ın siyasi pozisyonunu koruma çabası, İran’ın bölgedeki vekil güçleri üzerinden yürüttüğü politikaların sorgulanmasına yol açtı. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ise İran’ın nükleer müzakerelerden uzaklaşmasını, kendi güvenlik endişeleri açısından olumsuz bir işaret olarak değerlendiriyor. Öte yandan, Avrupa ülkeleri, müzakerelerin daha fazla gecikmesi halinde İran’ın nükleer silah kapasitesine ulaşma riskinin artacağı uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye’nin hem komşusu olan İran’la olan ticari ve enerji ilişkilerini hem de ABD ile dengeli bir dış politika yürütme çabasını etkileyebilir. Türkiye, bir yandan İran’a yönelik yaptırımların gevşetilmesi halinde doğal gaz ve petrol ticaretinde kazanç elde etmeyi umarken, diğer yandan ABD ile ilişkilerinde pürüz yaşanmasını istemiyor. Ayrıca, Lübnan’da yaşanan siyasi belirsizlik, Türkiye’nin bölgedeki nüfuz mücadelesini ve Filistin politikasını da dolaylı olarak etkileyebilir. Dolayısıyla Ankara, her iki başkentle de diyalog kanallarını açık tutarak süreci yakından izlemeye devam edecektir.