ABD Başkanı Donald Trump yönetimi ile İran İslam Cumhuriyeti liderleri arasında varılan ve iki ülke arasındaki savaşı sona erdirmeyi amaçlayan mutabakat zaptı (Memorandum of Understanding) bugün Washington ve Tahran'da eş zamanlı olarak yayımlandı. Anlaşma metninin, İran'ın nükleer programının sınırlandırılması, bölgesel gerilimin azaltılması ve yaptırımların kaldırılmasına yönelik ana hatları içerdiği belirtiliyor. Taraflar, görüşmelerin uzun süredir devam ettiğini ve metnin her iki tarafın da onayına sunulduğunu açıkladı.
Anlaşmanın Arka Planı ve Kapsamı
Mutabakat zaptının temel maddeleri arasında, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin %3,67 ile sınırlandırılması, mevcut stokunun büyük bölümünün yurt dışına sevk edilmesi ve Arak ağır su reaktörünün dönüştürülmesi yer alıyor. Buna karşılık ABD'nin uyguladığı petrol ve bankacılık yaptırımlarının kademeli olarak kaldırılması öngörülüyor.
Anlaşma ayrıca, İran'ın füze programına ilişkin bir protokol içermese de, tarafların bölgesel çatışmalarda (Yemen, Suriye, Irak) birbirleriyle koordinasyonu artırmayı taahhüt ettiği ifade ediliyor. ABD tarafı, anlaşmanın İran'ın nükleer silah edinmesini engellemeye yönelik en kapsamlı düzenleme olduğunu vurgularken, İran tarafı egemenlik haklarının tanındığına dikkat çekiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Anlaşma, özellikle Suudi Arabistan ve İsrail'in tepkisine neden oldu. Riyad, İran'ın bölgesel nüfuzunu sınırlamadığı gerekçesiyle anlaşmayı eleştirirken, Tel Aviv nükleer tehdidin devam ettiğini savunuyor. Avrupa Birliği ise anlaşmayı ihtiyatlı bir iyimserlikle karşıladı ve uygulamanın denetlenmesi için Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'na (IAEA) tam yetki verilmesini talep etti.
Körfez ülkeleri, İran'la yapılan bu tür bir anlaşmanın bölgesel güç dengesini değiştirebileceğini düşünüyor. Öte yandan Çin ve Rusya, anlaşmayı dolaylı olarak desteklerken, kendi ticari çıkarlarının korunmasını şart koşuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran mutabakatı, Türkiye'nin enerji güvenliği ve komşusu İran'la ilişkileri açısından kritik önem taşıyor. Anlaşma sonrası İran'a yönelik yaptırımların hafiflemesi, Türkiye'nin doğalgaz ve petrol ithalatında maliyet avantajı sağlayabilir. Ayrıca, bölgesel gerilimin azalması, Suriye ve Irak'ta Türkiye'nin güvenlik çıkarlarına olumlu yansıyabilir. Bununla birlikte, İran'ın nükleer programı üzerindeki uluslararası denetimin artması, Ankara'nın bağımsız dış politika manevra alanını sınırlayabilir. Türkiye, bu süreçte hem Batı ittifakı hem de İran'la dengeli bir ilişki sürdürmek zorunda.