Birleşik Devletler ordusu, Basra Körfezi'nden enerji ihracatını sürdürmek için İran'ın yıllardır kullandığı bir kaçakçılık taktiğini benimsedi: Gizli gemi-gemi petrol transferleri. Reuters'ın aktardığına göre, Amerikan askeri birimleri son aylarda hava ve su insansız hava araçları (İHA) ile helikopterler eşliğinde düzinelerce gizli transfer operasyonuna öncülük etti. Operasyonlar, tankerleri bekleyen gemilere yönlendirerek Körfez'den dünya pazarlarına petrol akışını güvence altına almayı hedefliyor.
Operasyonun ayrıntıları
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) tarafından yönetilen operasyonlarda, ticari tankerler açık denizde askeri refakat altında birbirine yanaştırılıyor. Petrol yüklü gemiler, İran'ın daha önce yaptırımları delmek için kullandığı yöntemin aynısıyla, güverteler arasına uzanan hortumlar aracılığıyla kargolarını aktarıyor. Askeri yetkililer, bu yöntemin özellikle son bir yılda yoğunlaştığını belirtiyor. Bölgede artan gerilim ve Husi saldırıları nedeniyle sigorta primleri yükselirken, ABD donanması ticari gemilere güvenli geçiş sağlamak için bu yöntemi devreye soktu. Transferler genellikle Umman ve Birleşik Arap Emirlikleri kıyıları açıklarında, gece saatlerinde gerçekleştiriliyor.
Operasyonun teknik detaylarına göre, ABD Donanması'na ait MH-60 Seahawk helikopterleri, keşif görevi yaparken MQ-9 Reaper tipi silahlı İHA'lar da hava koruması sağlıyor. Denizde ise insansız yüzey araçları (USV) konvoyları yönlendiriyor. Bu yöntem, İran'ın 2010'larda petrol yaptırımlarını aşmak için geliştirdiği şebekeyi anımsatıyor; Tahran o dönemde Körfez'de gemi-gemi transferleriyle petrolü Küçük tankerlere aktarıp Asya pazarlarına gönderiyordu.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD'nin bu taktiği benimsemesi, Körfez'deki jeopolitik dengeleri yeniden şekillendiriyor. Bir yandan Washington, İran'ın benzer yöntemlerle yaptırımları delmesini engellemeye çalışırken, diğer yandan kendi müttefiklerinin enerji ihracatını güvence altına almak için aynı yöntemi kullanıyor. Bu durum, ABD'nin bölgede bir yandan yaptırım uygulayıp diğer yandan benzer taktiklerle ticareti sürdürmesinin ikiyüzlülük olarak yorumlanmasına yol açıyor. İran ise bu operasyonları kendi egemenliğine bir meydan okuma olarak görüyor ve misilleme tehdidinde bulunuyor. Küresel enerji piyasalarında ise bu transferler, arz güvenliğine ilişkin endişeleri geçici olarak azaltsa da, bölgedeki tansiyonun yüksek kalması petrol fiyatlarında oynaklığa neden oluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bir kısmını Körfez'den karşılayan bir ülke olarak bu gelişmelerden doğrudan etkileniyor. ABD'nin petrol transferlerini güvence altına alma çabası, küresel arz güvenliğine katkı sağlasa da, İran ile ABD arasındaki gerilimi artırarak bölgesel istikrarsızlığı derinleştiriyor. Türkiye, hem İran'a yönelik yaptırımlara uyum sağlamak hem de enerji tedarikini çeşitlendirmek zorunda kalıyor. Ayrıca bu yöntemin Türk bandıralı gemilere yansıması, Türk deniz ticaretini ve navlun maliyetlerini etkileyebilir. Türkiye'nin, bölgesel enerji koridorlarını güvence altına almak ve olası krizlerden korunmak için hem ABD hem de İran ile dengeli bir diplomasi yürütmesi gerekiyor.