Kuveyt hükümeti, ülkenin güney kesimindeki bir su arıtma ve enerji üretim tesisine yönelik İran bağlantılı olduğu iddia edilen bir saldırıyı şiddetle kınadı. Kuveyt Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, saldırının pazar günü yerel saatle 03.30 sıralarında gerçekleştiği ve tesisin geçici olarak devre dışı kaldığı belirtildi. Olayda can kaybı veya yaralanma yaşanmazken, tesisin yeniden faaliyete geçmesi için çalışmaların sürdüğü ifade edildi. Açıklamada, saldırıyı gerçekleştiren İran destekli milis güçleri olduğu iddia edilen gruplara yönelik herhangi bir doğrudan suçlamada bulunulmazken, saldırı "uluslararası hukuka aykırı" ve "bölgesel istikrarı hedef alan provokasyon" olarak nitelendirildi.
Saldırının ayrıntıları ve arka planı
Saldırıya uğrayan tesis, Kuveyt'in başkent Kuveyt City'nin yaklaşık 40 kilometre güneyindeki El-Zor bölgesinde bulunan El-Zor Su ve Elektrik Santrali olarak tanımlandı. Tesisin deniz suyunu arıtarak içme suyu sağlayan ve aynı zamanda elektrik üreten kritik bir altyapı olduğu belirtiliyor. Kuveyt basınında yer alan haberlere göre, saldırıyı gerçekleştirenlerin, İran'ın bölgedeki vekil güçlerinden biri olan İran destekli bir Şii milis grubu olduğu iddia ediliyor. Kuveyt hükümeti henüz resmi olarak kimin sorumlu olduğunu açıklamasa da, Dışişleri Bakanlığı açıklamasında "İran'ın bu saldırıyı durdurması için gerekli adımları atması gerektiği" ifadesine yer verilmesi dikkat çekti. Kuveyt Savunma Bakanlığı da saldırının ardından hava savunma sistemlerini teyakkuza geçirirken, ülkede geçici olarak su ve elektrik dağıtımında kesintiler yaşandığı bildirildi.
Son haftalarda Basra Körfezi'nde İran destekli grupların Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki enerji tesislerine yönelik saldırıları artarken, Kuveyt'in bu saldırıyla doğrudan hedef alınması, Kuveyt'in nispeten tarafsız duruşuna rağmen gerginliğin sınırlarına ulaştığını gösteriyor. Uzmanlar, İran'ın, ABD ve İsrail ile yaşadığı nükleer program krizi nedeniyle bölgedeki enerji altyapısını hedef alarak ekonomik baskı oluşturmaya çalıştığını, ancak Kuveyt'e yönelik bu saldırının İran'ın geleneksel "asimetrik savaş" stratejisinda yeni bir boyuta işaret ettiğini belirtiyor.
Bölgesel ve küresel yankılar
Saldırı, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) üyeleri tarafından da kınandı. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, "Kuveyt'in güvenliği Suudi Arabistan'ın güvenliğidir" ifadesini kullanarak dayanışma mesajı verdi. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin konuyu acil gündemine aldığı öğrenilirken, ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, "Bu tür provokasyonlar bölgesel barışı tehdit ediyor" şeklinde bir açıklama yaptı. İran ise saldırıyla ilgili resmi bir yorum yapmaktan kaçınırken, İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü "Bu tür iddialar asılsız" diyerek suçlamaları reddetti. Bununla birlikte, İran'ın Yemen'deki Husileri desteklediği ve Husilerin geçmişte Suudi Arabistan'daki tesisleri hedef aldığı biliniyor. Saldırının Husiler tarafindan yapılmış olabileceği ihtimali üzerinde durulurken, Husilerin şu ana kadar Kuveyt'e yönelik doğrudan bir tehdidinin olmaması ve tesise ulaşım mesafesi (Kuveyt Yemen'den yaklaşık 2000 km uzakta) bu ihtimali zayıflatıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kuveyt'teki bu saldırı, Körfez bölgesindeki gerginliğin Türkiye'yi de yakından ilgilendiren bir boyuta ulaştığını göstermektedir. Türkiye, İran ile hem Suriye hem de Irak bağlamında rekabet halindedir; bu saldırı, İran'ın bölgedeki vekil güçler aracılığıyla enerji altyapısını hedef alma kapasitesini teyit etmektedir. Türkiye'nin enerji ihtiyacının önemli bir kısmını karşıladığı Körfez ülkelerindeki istikrarsızlık, doğrudan enerji tedarik zincirini etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin Katar ile askeri işbirliği ve KİK ülkeleriyle ekonomik ilişkileri düşünüldüğünde, bu tür saldırıların yayılması Ankara'nın bölgesel politikalardaki manevra alanını daraltabilir. Türkiye, bir yandan İran'la diyaloğu sürdürürken, diğer yandan Körfez ülkelerinin güvenliğine yönelik tehditlere karşı tedbirli olmalıdır.