ABD ve İran arasında Pazar günü İsviçre'de başlaması planlanan barış görüşmeleri öncesinde, ABD'li yetkililer İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatma yönündeki iddialarını reddetti. Reuters'ın aktardığına göre, Zürih, Dubai ve Washington merkezli görüşmelerde tarafların nükleer anlaşma ve bölgesel gerilimleri masaya yatırması bekleniyor. Humeyra Pamuk, Jana Choukeir, Ahmed Tolba ve Steve Holland imzalı haberde, İran'ın boğazı kapatma tehdidinin ciddiye alınmadığı belirtildi. Uzmanlar, bu tür söylemlerin müzakere taktiği olduğunu düşünüyor.
Gelişmenin arka planı
Hürmüz Boğazı, küresel petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik bir su yolu. İran, geçmişte de benzer tehditlerde bulunmuş, ancak ABD Donanması'nın bölgedeki varlığı nedeniyle bunları uygulamaya koymamıştı. Bu kez, İranlı yetkililerin söylemlerinin arkasında, nükleer müzakerelerde elini güçlendirme çabası olduğu yorumları yapılıyor. ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan bir sözcü, 'İran'ın bu tür provokatif açıklamaları bölgesel istikrarı tehdit ediyor, ancak gerçekçi bir senaryo değil' dedi.
Müzakerelerin gündeminde, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetleri, uluslararası yaptırımlar ve bölgedeki vekil güçlerin rolü yer alıyor. Taraflar arasında dolaylı görüşmelerin yanı sıra, İsviçre'nin arabuluculuğunda yüz yüze oturumların da planlandığı bildirildi. Ancak kaynaklar, büyük bir anlaşmanın kısa vadede beklenmediğini vurguluyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Hürmüz Boğazı'nın olası bir kapatılması, küresel petrol fiyatlarında ani bir yükselişe ve tedarik zincirlerinde aksamalara yol açabilir. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bölge ülkeleri, alternatif boru hatları üzerinden ihracat yapabilse de, boğazın kapatılması büyük bir ekonomik şoka neden olur. Uluslararası Enerji Ajansı, böyle bir durumda stratejik petrol rezervlerinin devreye sokulabileceğini belirtiyor. Ayrıca, ABD'nin bölgedeki askeri varlığı, boğazın serbest geçişini sağlama kapasitesine sahip. Ancak İran'ın Asimetrik savaş yöntemleri (mayın döşeme, hızlı bot saldırıları) nedeniyle risk tamamen ortadan kalkmış değil.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithal eden bir ülke olarak Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmelere doğrudan duyarlı. Boğazın kapatılması veya ciddi şekilde kesintiye uğraması, petrol ve doğalgaz fiyatlarını artırarak Türkiye'nin cari açığını ve enflasyonunu olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin bölgedeki enerji koridoru olma hedefi (TANAP, TürkAkım) açısından da istikrarsızlık risk oluşturuyor. Öte yandan, Türkiye'nin İran ile tarihsel olarak karmaşık ilişkileri, müzakerelerin sonucuna bağlı olarak yeni fırsatlar veya gerilimler yaratabilir. Ankara, hem ABD hem de İran ile diyaloğunu sürdürerek dengeli bir pozisyon almaya çalışıyor, ancak enerji güvenliği öncelikli konular arasında yer alıyor.