ABD ile İran arasında nükleer müzakerelerde kritik bir dönemece girildi. ABD Başkanı Donald Trump, Tahran yönetimiyle 60 gün içinde nihai bir anlaşmaya varılmaması halinde Hürmüz Boğazı'ndan geçen tüm gemilere Amerikan vergisi uygulanacağı tehdidinde bulundu. İki ülke heyetlerinin, anlaşmanın ana hatlarını netleştirmek üzere İsviçre'de bir araya geleceği açıklandı. Trump'ın bu açıklaması, daha önce İran'a yönelik azami baskı politikasının bir parçası olarak görülüyor. Uzmanlar, böyle bir adımın küresel petrol akışını ciddi şekilde etkileyebileceği uyarısında bulunuyor.
Gelişmenin Arka Planı
ABD ile İran arasındaki nükleer müzakereler, Trump'ın 2018'de Obama döneminde imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı'ndan (KOEP) tek taraflı çekilmesinin ardından durma noktasına gelmişti. Trump, İran'ı 'asla nükleer silah sahibi olmayacağı' konusunda taahhüt vermeye zorluyor. Son haftalarda yapılan diplomatik temaslarda, tarafların yeni bir anlaşma çerçevesi üzerinde ilerleme kaydettiği belirtiliyor.
Bu kapsamda, ABD Başkanı'nın İran Cumhurbaşkanı'na gönderdiği mektupta, 'müzakere masasında anlaşma sağlanamazsa askeri seçeneklerin masada olduğu' ifade edilmişti. Trump'ın son açıklaması ise bu tehdide ekonomik bir boyut ekliyor: Hürmüz Boğazı'ndan geçen tanker ve yük gemilerine ABD tarafından vergi konulması. Bu, uluslararası hukuk açısından tartışmalı bir adım olsa da, ABD'nin bölgedeki askeri varlığıyla bu tür bir uygulamayı hayata geçirebileceği değerlendiriliyor.
İran tarafı ise henüz resmi bir yanıt vermedi. Ancak Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazı'nı 'uluslararası sular' olarak tanımladığı ve bu tür bir girişimin 'savaş sebebi' sayılacağını daha önce dile getirdiği biliniyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Dünya ham petrolünün yaklaşık beşte biri Hürmüz Boğazı'ndan geçiyor. Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar gibi büyük petrol ihracatçıları için bu boğaz hayati önem taşıyor. ABD'nin olası bir vergi uygulaması, sadece İran'ı değil, bölgedeki diğer ülkeleri de doğrudan etkileyecek. Petrol fiyatlarında ani bir yükselişe neden olabilecek bu gelişme, küresel enflasyonu tetikleme riski taşıyor.
Uzmanlar, Trump'ın bu hamlesinin büyük ölçüde İran'ı müzakere masasında daha fazla taviz vermeye zorlamayı amaçladığını belirtiyor. Ancak bu tür bir ekonomik baskının, bölgede gerilimi tırmandırmaktan başka bir işe yaramayabileceği de ifade ediliyor. İran'ın, ABD'nin vergi uygulamasına misilleme olarak Hürmüz Boğazı'nı tamamen kapatma tehdidinde bulunabileceği, bunun da küresel enerji piyasalarında büyük bir krize yol açabileceği belirtiliyor.
Öte yandan, Avrupa Birliği ve Çin, tarafları itidale çağırıyor. AB, KOEP'in korunması için diplomatik çabalarını sürdürürken, Çin ise İran'ın en büyük petrol alıcısı olarak doğrudan etkilenecek ülkelerin başında geliyor. Washington yönetiminin, müttefiklerini de etkileyecek böyle bir adımı atmadan önce uluslararası destek arayışına gireceği tahmin ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bir kısmını ithal eden bir ülke olarak Hürmüz Boğazı'ndaki olası bir gerilimden doğrudan etkilenecektir. Petrol fiyatlarındaki artış, Türkiye'nin cari açığını büyütebilir ve enflasyonist baskıları artırabilir. Ayrıca Türkiye, İran ile komşu olması nedeniyle iki ülke arasındaki gerginlikten güvenlik açısından da etkilenebilir. Ankara, bölgede istikrarın korunmasından yana bir tutum izlemekte ve tarafları diyaloga teşvik etmektedir. Türkiye'nin, Rusya ve Katar ile enerji iş birliğini derinleştirme çabaları, olası bir kriz durumunda alternatif tedarik yolları oluşturma stratejisinin bir parçası olarak değerlendirilebilir.