ABD Başkanı Donald Trump'ın İran limanlarına abluka uygulanacağını ve Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemilerden geçiş ücreti alınacağını açıklaması, bölgede tansiyonu yeniden yükseltti. Eski ABD İran Özel Temsilcisi ve 2015 nükleer anlaşmasının mimarlarından Robert Malley, NPR yayınında bu hamlenin arka planını ve olası sonuçlarını değerlendirdi. Malley, Trump yönetiminin İran'ı ekonomik olarak köşeye sıkıştırma stratejisinin bir parçası olarak gördüğü bu adımın, küresel petrol arzını tehdit ettiğini ve bölgesel bir çatışma riskini artırdığını belirtti.
Planın Ayrıntıları ve Arka Planı
Başkan Trump, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, İran'ın 'terörist faaliyetlerine' son vermediği takdirde, ülkenin tüm limanlarının ABD Donanması tarafından abluka altına alınacağını ve Hürmüz Boğazı'ndan geçen tüm gemilere 'geçiş vergisi' uygulanacağını duyurdu. Trump, bu verginin İran'ın nükleer ve balistik füze programlarının finansmanını kesmek için gerekli olduğunu iddia etti. Söz konusu açıklama, ABD'nin İran'a yönelik 'maksimum baskı' politikasının bir devamı olarak görülüyor.
Robert Malley, bu hamlenin uluslararası hukuk açısından son derece tartışmalı olduğunu vurguladı. Hürmüz Boğazı, uluslararası sular statüsünde olup, BM Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne göre ticari gemilere serbest geçiş hakkı tanınıyor. Malley, 'Bu bir savaş sebebidir. İran'ın buna yanıt vermemesi düşünülemez. Ya kendi ablukasını uygulayacak ya da Asimetrik savaş yöntemleriyle karşılık verecektir.' dedi.
Küresel Yansımalar ve Petrol Piyasaları
Dünya petrol arzının yaklaşık %20'si Hürmüz Boğazı'ndan geçiyor. Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin petrol ihracatı bu dar geçide bağımlı. Olası bir abluka veya çatışma, küresel petrol fiyatlarını anında yükseltebilir. Enerji uzmanları, ham petrol fiyatlarının varil başına 100 doların üzerine çıkabileceğini öngörüyor. Malley, 'Bu sadece İran'a değil, tüm bölge ekonomilerine ve küresel büyümeye zarar verir. Avrupa ve Asya'nın enerji güvenliği tehlikeye girer.' ifadelerini kullandı.
Öte yandan, İran Devrim Muhafızları Ordusu, Hürmüz Boğazı'nı kapatma tehdidini daha önce de sık sık dile getirmişti. Ancak uzmanlar, İran'ın böyle bir adımın ekonomik ve askeri sonuçlarının farkında olduğunu, bu nedenle boğazı tamamen kapatmak yerine 'sınırlı taciz' eylemlerine yönelebileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithal eden bir ülke olarak Hürmüz Boğazı'ndaki herhangi bir gerilimden doğrudan etkilenecektir. Petrol fiyatlarındaki olası artış, Türkiye'nin cari açığını büyütecek ve enflasyonist baskıları artıracaktır. Ayrıca, İran'a yönelik bir abluka, Türkiye'nin enerji ve ticaret alanındaki komşuluk ilişkilerini zorlayabilir. Ankara, bir yandan ABD ile ittifakını korurken, diğer yandan İran ile enerji ve güvenlik konularında iş birliğini sürdürmek zorunda. Bu gelişme, Türk dış politikasını denge arayışına itebilir ve bölgesel bir krizde arabuluculuk rolünü gündeme getirebilir.