ABD Başkanı Donald Trump, İran'a yönelik askeri operasyonları durdurduklarını ve barış anlaşmasının bu hafta sonu imzalanabileceğini açıkladı. Trump, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "İran'la yeni saldırıları iptal ettim. Taraflar bir anlaşmaya çok yakın. Sanırım bu hafta sonu büyük bir barış anlaşması imzalayabiliriz" ifadelerini kullandı. Bu açıklama, geçtiğimiz günlerde ABD'nin bölgede artan askeri varlığı ve İran'ın nükleer programına yönelik endişelerin tırmandığı bir dönemde geldi. Beyaz Saray'dan yapılan resmi bir açıklamada ise, "Başkan'ın önceliği diplomasi. Ancak gerekirse tüm seçenekler masada" denildi. İran cephesinde ise temkinli bir iyimserlik hakim. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani, yaptığı yazılı açıklamada, "Henüz hiçbir şey netleşmiş değil. Müzakereler devam ediyor, ancak nihai bir karar alınmadı" dedi. Tahran yönetimi, ABD'nin güvenilirliği konusunda şüpheci olduğunu ve önceki anlaşmaların ABD tarafından tek taraflı olarak feshedildiğini hatırlattı. Bölgedeki gerilim, son haftalarda İran'ın nükleer tesislerindeki faaliyetlerini artırması ve ABD'nin Basra Körfezi'ne uçak gemisi konuşlandırmasıyla tırmanmıştı. Trump'ın barış sinyali, uluslararası toplumda karışık tepkilere yol açtı.
Gelişmenin arka planı
ABD-İran ilişkileri, 2018'de Trump'ın nükleer anlaşmadan (JCPOA) çekilmesi ve İran'a yönelik yaptırımları yeniden uygulamaya koymasıyla hızla kötüleşti. İran, anlaşmanın dağılmasının ardından uranyum zenginleştirme seviyesini artırdı ve uluslararası denetimleri kısıtladı. Geçtiğimiz aylarda İran'ın askeri tatbikatları ve Körfez'deki ticari gemilere yönelik tacizleri, ABD'nin bölgedeki müttefiklerini endişelendirdi.
Trump'ın son açıklaması, aslında sürpriz olarak değerlendirilmiyor. Zira Başkan, geçmişte de İran'la müzakere masasına oturmaya sıcak baktığını ifade etmişti. Ancak bu kez, hem ABD iç siyasetinde hem de uluslararası kamuoyunda dikkat çeken bir zamanlama söz konusu. Kasım ayında yapılacak başkanlık seçimlerine yaklaşılırken, Trump'ın barış yanlısı bir imaj çizerek seçmen desteğini artırmak istediği yorumları yapılıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Ortadoğu'da olası bir barış anlaşması, sadece ABD ve İran'ı değil, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, İsrail ve Türkiye gibi bölgesel güçleri de yakından ilgilendiriyor. Suudi Arabistan, uzun süredir İran'ın Yemen'deki Husilere desteği ve bölgesel nüfuz mücadelesi nedeniyle Tahran'la gerilimli bir ilişkiye sahip. İsrail ise, İran'ın nükleer silah elde etmesi halinde varoluşsal bir tehdit algılıyor.
Küresel ölçekte, ABD-İran anlaşması petrol fiyatları üzerinde doğrudan etkili olabilir. Analistler, anlaşma haberleriyle birlikte petrol fiyatlarının düşebileceğini, bunun da enerji ithalatçısı ülkeler için olumlu olacağını belirtiyor. Ayrıca, anlaşma sağlanması halinde İran'a uygulanan yaptırımların hafiflemesi, küresel ticarete yeni bir soluk getirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la komşu olması ve enerji ticaretindeki bağları nedeniyle bu gelişmelerden doğrudan etkilenecek. ABD-İran arasında bir barış anlaşması, Türkiye'nin enerji ithalatında alternatif bir kaynak olarak İran doğalgazının daha kolay ulaşılabilir hale gelmesini sağlayabilir. Ayrıca, bölgesel istikrar Türkiye'nin güvenliği açısından önem taşıyor; İran'la barış, Suriye ve Irak'taki krizlerin çözümünde de yeni bir zemin yaratabilir. Öte yandan, anlaşma sağlanamazsa, Türkiye sınırında yeni bir çatışma riski belirebilir ki bu da göç ve güvenlik sorunlarını tetikleyebilir. Ankara, bu süreci yakından takip ederek hem diplomatik girişimlerini sürdürecek hem de ekonomik çıkarlarını korumaya çalışacaktır.