Trump yönetimi, 12 Ağustos 2024 tarihinde Nesli Tehlike Altındaki Türler Yasası'nı (Endangered Species Act) önemli ölçüde zayıflatan yeni düzenlemeleri yürürlüğe koydu. Bu adım, nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan Kaliforniya'daki vaquita yunusu, kurt, kel kartal ve san Joaquin tilkisi gibi türlerin yaşam alanlarını koruyan federal güvenceyi kaldırıyor. İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, yeni kuralların 'ekonomik büyümeyi teşvik etmek ve enerji bağımsızlığını güçlendirmek' amacı taşıdığı belirtildi. Ancak çevre örgütleri, bu düzenlemenin yalnızca madencilik, petrol sondajı ve tarım gibi endüstriyel faaliyetlerin önünü açacağını ve biyolojik çeşitliliğe geri dönüşü olmayan zararlar vereceğini savunuyor.
Yeni Düzenlemelerin Kapsamı ve Etkileri
Yeni kurallar, İçişleri Bakanlığı'na bağlı Balık ve Yaban Hayatı Servisi (U.S. Fish and Wildlife Service) ile Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi (NOAA) tarafından hazırlandı. Düzenlemelerle birlikte, türlerin 'kritik yaşam alanı' olarak belirlenmesi süreci ağırlaştırıldı. Artık bu alanların belirlenmesinde maliyet-fayda analizi yapılması zorunlu hale getirildi; bu da ekonomik çıkarların koruma önlemlerinin önüne geçmesine olanak tanıyor. Ayrıca, 'tehdit altındaki türler' statüsünün yeniden değerlendirilmesi için yapılan başvurularda bilimsel verilerin yanı sıra ekonomik etkilerin de dikkate alınması şart koşuldu.
Kaliforniya'daki birçok tür, bu değişiklikten doğrudan etkilenecek. Özellikle, Kuzey Kaliforniya'da yaşayan ve sayıları kritik seviyeye düşen vaquita yunusları, yeni düzenlemeler nedeniyle koruma alanlarının daralması riskiyle karşı karşıya. Aynı şekilde, eyaletin orta kesimlerindeki san Joaquin tilkisi ve Büyük Kanyon bölgesindeki kel kartal popülasyonları için de tehdit söz konusu. Çevre aktivistleri, bu türlerin korunması için verilen mücadelenin yıllardır sürdüğünü ve yönetimin bu adımının 'geri dönüşü olmayan bir hata' olduğunu ifade ediyor.
Ekonomik ve Siyasi Tartışmalar
Cumhuriyetçi yönetim, bu düzenlemelerin enerji sektöründe istihdam yaratacağını ve ekonomik büyümeyi hızlandıracağını savunuyor. Özellikle, federal topraklarda petrol ve doğalgaz sondajı ile maden çıkarılması faaliyetlerinin önündeki bürokratik engellerin kaldırılmasının, yatırımları artıracağı belirtiliyor. Enerji Bakanlığı yetkilileri, bu adımın ABD'nin enerji bağımsızlığı hedeflerine katkı sağlayacağını ve tüketici fiyatlarını düşüreceğini iddia etti. Ancak Demokratlar ve çevreci gruplar, bu politikaların uzun vadede doğal kaynakların tükenmesine, ekosistemlerin çökmesine ve iklim değişikliğinin hızlanmasına neden olacağını vurguluyor.
Yasanın zayıflatılması, federal eyaletler arasında da tartışmalara yol açtı. Kaliforniya, Oregon ve Washington gibi batı eyaletleri, kendi eyalet düzeyinde daha sıkı koruma önlemleri almaya devam edeceklerini açıkladı. California Başsavcısı Rob Bonta, yönetimin bu kararına karşı federal mahkemede dava açacaklarını duyurdu. Bonta, 'Federal hükümet, bilimsel gerçekleri görmezden gelerek nesli tükenmekte olan türleri feda edemez. Bu karar, hem hukuken hem de ahlaken kabul edilemez' dedi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin çevre politikaları açısından örnek teşkil edebilecek bir olaydır. Türkiye, biyolojik çeşitlilik açısından zengin bir ülke olmasına rağmen, son yıllarda çevre mevzuatında gevşemeler yaşanmıştır. ABD'deki bu adım, uluslararası toplumda çevre koruma standartlarının gerilemesine yol açabilir; bu da Türkiye'nin doğal alanlarını koruma çabalarını olumsuz etkileyebilir. Özellikle, enerji projeleri ve madencilik faaliyetleri nedeniyle hassas ekosistemlerin zarar görmesi riski artabilir. Türkiye'nin, BM Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi ve Paris İklim Anlaşması gibi uluslararası yükümlülüklerine bağlı kalarak, bu tür geri adımlara karşı durması önem taşımaktadır. Ayrıca, ABD'deki bu politika değişikliği, küresel iklim değişikliğiyle mücadelede uluslararası işbirliğini zayıflatabilir ve Türkiye'nin iklim hedeflerini de dolaylı olarak etkileyebilir.