ABD Başkanı Donald Trump, İran ile ilişkilerde yeniden tam kapsamlı bir savaş seçeneğini masaya yatırdı. Son günlerde üst düzey ulusal güvenlik yetkilileriyle bir dizi görüşme gerçekleştiren Trump, Tahran yönetimine karşı askeri seçeneklerin yeniden değerlendirildiğini sinyallerini verdi. Beyaz Saray kaynaklarına göre, bu görüşmelerde İran’ın nükleer programı, bölgedeki vekil güçleri ve istikrarsızlaştırıcı faaliyetleri masaya yatırıldı. Trump’ın, 2020 yılında Kasım Süleymani suikastı sonrası gerilimin zirve yaptığı döneme benzer bir strateji izleyebileceği konuşuluyor.
Gelişmenin Arka Planı: Yeniden Başlayan Savaş Sinyalleri
ABD'nin İran politikası son yıllarda dalgalı bir seyir izliyor. Trump döneminde uygulanan azami baskı politikası, İran’ın nükleer anlaşmadan çekilmesi ve bölgedeki faaliyetlerinin artmasıyla sonuçlanmıştı. Biden yönetimi ise diplomasiye ağırlık vermiş, ancak müzakerelerden somut bir sonuç alınamamıştı. Şimdi Trump’ın yeniden başkanlık koltuğuna oturmasıyla birlikte, İran’a yönelik sertlik yanlısı söylemler yeniden yükselişe geçti.
Beyaz Saray'dan yapılan açıklamalarda, İran’ın nükleer silah kapasitesini artırdığı ve bölgedeki vekil güçler aracılığıyla ABD çıkarlarını hedef aldığı belirtiliyor. Özellikle Yemen'deki Husiler ve Lübnan'daki Hizbullah üzerinden yürütülen faaliyetler, Washington'da endişe yaratıyor. Trump yönetimi, bu tehditlere karşı diplomatik yolların tükendiği görüşünde.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Petrol Piyasaları ve Bölge Ülkeleri
Olası bir ABD-İran çatışması, küresel enerji piyasalarında ciddi dalgalanmalara yol açabilir. İran, Hürmüz Boğazı üzerinden dünya petrol arzının yaklaşık beşte birini kontrol ediyor. Olası bir askeri müdahale, petrol fiyatlarının hızla yükselmesine ve küresel ekonomide yeni bir kriz dalgasına neden olabilir. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar gibi Körfez ülkeleri, ABD'nin İran’a yönelik tutumunu yakından izliyor. İsrail ise İran’ın nükleer programına karşı en sert duruşu sergileyen ülkelerin başında geliyor ve Trump’ın savaş seçeneğini destekleyebilecek bir pozisyonda.
Öte yandan, Rusya ve Çin, İran’a verdikleri diplomatik destekle Washington'u zor durumda bırakabilir. Moskova, Tahran’la askeri işbirliğini derinleştirirken, Pekin de İran petrolüne olan bağımlılığını artırıyor. Bu durum, ABD’nin İran konusunda yalnız kalma riskini de beraberinde getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran arasında olası bir savaş, Türkiye için ciddi güvenlik ve ekonomik riskler barındırıyor. Türkiye, İran ile komşu olması nedeniyle çatışma bölgesine yakın konumda. Savaş durumunda, sınır güvenliği, göç dalgaları ve terör örgütlerinin yeni alanlar bulması gibi sorunlar baş gösterebilir. Ekonomik olarak ise, petrol fiyatlarının yükselmesi Türkiye'nin cari açığını artırarak enflasyonist baskıları şiddetlendirebilir. Ayrıca, Türkiye'nin İran ile enerji ve ticari ilişkileri de riske girecektir. Ankara’nın, bu krizde denge politikası izlemesi, hem NATO müttefiki ABD ile ilişkilerini hem de komşusu İran’la olan bağlarını korumaya çalışması bekleniyor.