Çatışma sonrası bölgelerde yaşanan dijital dönüşüm, sivil yapay zeka (YZ) sistemlerinin yönetişimini barışın sürdürülebilirliği için kilit bir unsur haline getiriyor. Just Security platformunda yayımlanan analize göre, çatışma sonrası toplumlarda devlet kurumlarının yeniden inşası, ekonomik kalkınma ve toplumsal uzlaşma süreçlerinde kullanılan YZ teknolojileri, doğru yönetilmediğinde toplumsal bölünmeleri derinleştirebiliyor. Bu nedenle, sivil YZ sistemlerinin hukuki çerçevesi, etik ilkeleri ve denetim mekanizmaları, barış inşasının ayrılmaz bir parçası olarak ele alınmalıdır.
Gelişmenin Arka Planı
Çatışma sonrası bölgelerde, örneğin Bosna-Hersek, Kosova, Doğu Timor ve daha yakın dönemde Irak, Afganistan ve Suriye'de, uluslararası toplumun çabalarıyla dijital altyapı ve hizmetler hızla yaygınlaştırılmaktadır. Bu süreçte, kamu hizmetlerinden adalet dağıtımına, sağlıktan eğitime kadar pek çok alanda YZ sistemleri devreye alınmaktadır. Ancak bu sistemlerin tasarımı ve kullanımı, çoğu zaman yerel toplulukların ihtiyaçları ve hassasiyetleri göz önünde bulundurulmadan yapılmaktadır. Analiz, YZ sistemlerinin taraflı verilerle eğitilmesi, toplumsal cinsiyet ve etnik ayrımcılığı pekiştirmesi ve ifade özgürlüğünü kısıtlama potansiyeli nedeniyle çatışma sonrası toplumlarda kırılgan dengeleri bozabileceğini vurgulamaktadır. Örneğin, Bosna-Hersek'te savaş sonrası dönemde kullanılan YZ destekli işe alım sistemleri, etnik kökene dayalı ayrımcılıkla suçlanmıştır.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu konu sadece çatışma sonrası bölgeleri ilgilendirmemekte, aynı zamanda küresel barış ve güvenlik gündeminde de önemli bir yer tutmaktadır. Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve Dünya Bankası gibi uluslararası kuruluşlar, çatışma sonrası yeniden yapılanma programlarında YZ ve dijital teknolojilerin kullanımına ilişkin rehber ilkeler geliştirmeye başlamıştır. Ancak, bu çabalar henüz emekleme aşamasındadır. Küresel ölçekte, YZ yönetişimi konusunda yaşanan belirsizlikler ve devletler arasındaki görüş ayrılıkları, çatışma sonrası bölgelerde uygulanacak standartların oluşturulmasını zorlaştırmaktadır. Özellikle, yapay zeka sistemlerinin askeri ve sivil kullanımı arasındaki çizginin bulanıklaştığı durumlarda, barışı koruma ve insani yardım operasyonlarında YZ'nin rolü tartışmalı hale gelmektedir. Bölgesel düzeyde ise, Orta Doğu ve Afrika'da çatışma sonrası geçiş sürecindeki ülkeler, YZ yönetişimi konusunda benzer zorluklarla karşı karşıyadır.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin komşu bölgelerdeki çatışma sonrası yapılanma süreçlerine doğrudan etki edebilir. Türkiye, Suriye, Irak ve Libya gibi ülkelerde insani yardım ve kalkınma projeleri yürütürken, aynı zamanda bu ülkelerin dijital altyapılarının oluşturulmasında da rol almaktadır. Sivil YZ sistemlerinin yönetişimine ilişkin uluslararası standartların belirlenmesi, Türkiye'nin bu süreçlerdeki etkinliğini artırabileceği gibi, olası güvenlik risklerini de azaltabilir. Ayrıca, Türkiye'nin kendi YZ stratejisi ve etik ilkeleri göz önüne alındığında, bu standartların geliştirilmesinde aktif rol alması, bölgesel liderlik iddiasını güçlendirebilir.