Enerji piyasalarında bir süredir gözlenen iyimser hava, ABD ile İran arasındaki diplomatik sürecin çatışmaya dönüşmesiyle yerini belirsizliğe bırakıyor. Uzmanlar, bu durumun petrol fiyatlarını yukarı çekebileceği ve küresel ekonomiyi olumsuz etkileyebileceği konusunda uyarıyor. İki ülke arasındaki nükleer anlaşma müzakerelerinin yeniden tıkanması, piyasalarda arz endişelerini artırdı.
Gelişmenin Arka Planı: ABD-İran Anlaşması'nın Çöküşü
Eski ABD Başkanı Donald Trump'ın 2018'de tek taraflı olarak ayrıldığı İran nükleer anlaşması (JCPOA), Biden yönetimi döneminde yeniden canlandırılmak istenmişti. Ancak Viyana'da yürütülen müzakereler, İran'ın uranyum zenginleştirme programındaki ilerlemeler ve ABD'nin yaptırımları kaldırma konusundaki isteksizliği nedeniyle çıkmaza girdi.
Son haftalarda tansiyon daha da yükseldi. İran'ın Basra Körfezi'nde ticari gemilere el koyması, ABD'nin de bölgeye ek askeri güç göndermesiyle karşılık buldu. Bu gelişmeler, 2019'daki Suudi Arabistan petrol tesislerine yönelik saldırıları hatırlatarak enerji piyasalarında tedirginlik yarattı.
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine göre, İran'ın günlük 2,5 milyon varillik ihracatı, yaptırımlar nedeniyle 500 bin varilin altına düşmüştü. Anlaşma sağlanması halinde bu miktarın 1,5 milyon varile çıkabileceği ve petrol fiyatlarını aşağı çekebileceği öngörülüyordu. Ancak şimdi bu senaryo rafa kalkmış görünüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Petrol Fiyatlarında Yeni Dalga
ABD-İran gerilimi, petrol piyasalarında arz güvenliği endişelerini yeniden gündeme getirdi. Hürmüz Boğazı'ndan geçen günlük yaklaşık 20 milyon varil petrol, dünya ticaretinin can damarını oluşturuyor. Olası bir çatışma, bu geçişi tehdit ederek fiyatları varil başına 100 doların üzerine taşıyabilir.
Öte yandan, OPEC+'ın üretim kısıntıları ve Rusya'ya uygulanan yaptırımlar nedeniyle zaten sıkışık olan piyasaya bir de İran faktörü ekleniyor. Suudi Arabistan ve BAE gibi Körfez ülkelerinin yedek kapasitesi sınırlıyken, ABD'nin stratejik petrol rezervlerini boşaltma seçeneği de kısa vadeli bir çözüm sunuyor.
Küresel enflasyonla mücadele eden merkez bankaları, petrol fiyatlarındaki yükselişin faiz indirim beklentilerini erteleyebileceği uyarısında bulunuyor. Bu durum, özellikle gelişmekte olan ülkeler için yeni bir mali krizi tetikleyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran gerginliği, Türkiye'nin enerji maliyetlerini doğrudan etkileyecek bir gelişme. Türkiye, petrol ihtiyacının büyük bölümünü ithal ederken, İran ve Irak'tan sağladığı ham petrolün yanı sıra, Rusya ve Azerbaycan'dan gelen doğalgazda da transit güzergahların güvenliği kritik önem taşıyor. Olası bir petrol fiyatı şoku, cari açığı artırırken, enflasyonu da yukarı çekecektir. Ayrıca, Türkiye'nin İran'la sınır komşusu olması, bölgesel istikrarsızlığın sınır güvenliğine yansımalarını da beraberinde getirebilir. Ankara'nın, hem enerji tedarikini çeşitlendirme hem de diplomatik kanalları açık tutma stratejisi bu dönemde daha da önem kazanıyor.