ABD ile İran arasındaki askeri ve diplomatik gerilim, dördüncü gününe girerken küresel petrol piyasalarında fiyat artışlarına yol açtı. Brent ham petrolü yüzde 0,9 artışla varil başına 72,20 dolara yükselirken, ABD West Texas Intermediate (WTI) ham petrolü de benzer bir oranda değer kazandı. İran yönetimi, stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü sürdüreceğini ve bu bölgeden geçişlerin ancak kendi izniyle mümkün olabileceğini yineledi. Bu durum, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği bu dar su yolunda bir kriz yaşanabileceği endişelerini artırdı.
Gerginliğin arka planı ve son gelişmeler
ABD ile İran arasındaki son kriz, ABD Donanması'nın İran devrim muhafızlarına ait sürat teknelerinin ABD savaş gemilerine tehlikeli şekilde yaklaştığı yönündeki iddialarıyla başladı. İran ise aksine, ABD unsurlarının bölgede provokatif hareketlerde bulunduğunu savunuyor. Tarafların karşılıklı suçlamaları, geçmişteki benzer olayların aksine bu kez daha uzun süreli bir tırmanışa işaret ediyor. İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, Hürmüz Boğazı'nın uluslararası hukuk çerçevesinde İran'ın egemenlik hakları kapsamında olduğunu ve güvenlik endişeleri doğrultusunda gerekli önlemleri almaya devam edeceklerini belirtti. ABD ise deniz yollarının serbest dolaşımı konusunda kararlı olduğunu ve gerektiğinde askeri güç kullanabileceği mesajını verdi.
Uzmanlar, iki ülke arasındaki bu gerilimin özellikle 2019 yılında Hürmüz Boğazı'nda yaşanan tanker saldırıları ve İran'ın insansız hava aracı düşürmesi gibi olayları hatırlattığını belirtiyor. Ancak bu kez, daha geniş çaplı bir çatışma riskinin daha yüksek olduğu değerlendiriliyor. Bölgede konuşlu ABD askeri varlığının artırılması ve İran'ın nükleer programına ilişkin müzakerelerdeki tıkanma da tansiyonu yükselten diğer faktörler arasında.
Petrol piyasaları ve küresel etkiler
Petrol fiyatlarındaki artış, sadece jeopolitik risklerden değil, aynı zamanda arz endişelerinden de kaynaklanıyor. Hürmüz Boğazı'nın olası bir kapatılması veya geçişlerin kısıtlanması, başta Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri olmak üzere Körfez ülkelerinin ihracatını doğrudan etkileyebilir. Analistler, bu senaryonun gerçekleşmesi halinde petrol fiyatlarının varil başına 100 doların üzerine çıkabileceği uyarısında bulunuyor. Kısa vadede ise piyasalar, ABD'nin İran'a yönelik yeni yaptırımları ve diplomatik girişimlerin sonucunu bekliyor. OPEC+ üyelerinin ek üretim kapasitesiyle fiyatları dengelemeye çalışabileceği belirtilse de, kartelin mevcut üretim kısıtlamaları ve bazı üyelerin yetersiz altyapısı bu çabayı zorlaştırabilir. Ayrıca, küresel ekonomik toparlanmanın henüz tam anlamıyla sağlanamadığı bir dönemde yüksek petrol fiyatları, enflasyon baskılarını artırarak merkez bankalarının para politikalarını da etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithal eden bir ülke olarak petrol fiyatlarındaki yükselişten doğrudan etkileniyor. İthalata bağımlı yapısı nedeniyle cari açık ve enflasyon üzerinde baskı oluşabilecek bu gelişme, Türkiye'nin dış politikasını da yakından ilgilendiriyor. Ankara, bölgedeki krizlerde her iki tarafla da diyalog kanallarını açık tutarak denge politikası izlemeye çalışıyor. Hürmüz Boğazı'nın güvenliği, Türkiye'nin enerji ticaret yolları açısından kritik önemde. Olası bir kriz, Türkiye'nin enerji maliyetlerini artırmanın yanı sıra, Katar veya Irak üzerinden alternatif tedarik rotalarının önemini de artırabilir.