ABD ile İran arasında son haftalarda tırmanan gerilim, küresel petrol piyasalarında yeni bir şok dalgasına yol açtı. Orta Doğu’daki kritik deniz yollarında güvenlik endişelerinin artması, özellikle Hürmüz Boğazı üzerinden yapılan ham petrol sevkiyatlarını olumsuz etkilerken, brent petrolün varil fiyatı son bir haftada yüzde 5’in üzerinde artarak 92 dolar seviyesini aştı. Uzmanlar, tansiyonun düşmemesi halinde fiyatların 100 dolar eşiğini zorlayabileceği uyarısında bulunuyor.
Gelişmenin arka planı
Son olarak, İran Devrim Muhafızları’na bağlı deniz kuvvetlerinin, uluslararası sularda seyreden iki ticari gemiye el koyması, Washington’un sert tepkisine neden oldu. ABD Donanması, bölgeye ek savaş gemisi ve keşif uçağı gönderirken, İran ise “kendi kıyılarında egemenlik haklarını kullandığını” savunuyor. Bu gelişmeler, Körfez ülkeleri ve özellikle Suudi Arabistan ile BAE’nin petrol ihracatında kilit rol oynayan Hürmüz Boğazı’nın güvenliğine ilişkin kaygıları yeniden alevlendirdi.
Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) verilerine göre, dünya petrol arzının yaklaşık yüzde 20’si bu boğazdan geçiyor. Herhangi bir kesinti, küresel enerji piyasalarında zincirleme etki yaratma potansiyeli taşıyor. OPEC+ üyelerinin mevcut üretim kısıntıları da eklenince, arz daralması fiyatları yukarı itiyor. Analistler, jeopolitik risk priminin piyasaya yansıdığını ve yatırımcıların tedirgin olduğunu belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD’nin İran’a yönelik yeni yaptırım tehditleri ve Tahran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini hızlandırması, iki ülke arasındaki nükleer müzakereleri de çıkmaza soktu. Bu ortamda, küresel enerji enflasyonuyla mücadele eden Avrupa ülkeleri ve gelişmekte olan ekonomiler, yeni bir petrol şokunun eşiğinde. Özellikle Çin ve Hindistan gibi büyük ithalatçılar, yüksek maliyetler karşısında alternatif tedarik yolları arıyor. Rusya-Ukrayna savaşıyla zaten yüksek seyreden enerji fiyatları, Orta Doğu’daki bu yeni kırılganlıkla daha da istikrarsız hale geldi.
Uzmanlar, bölgedeki gerginliğin yalnızca enerji piyasalarını değil, aynı zamanda küresel tedarik zincirlerini de tehdit ettiğini vurguluyor. Süveyş Kanalı’ndan sonra Hürmüz Boğazı’nın da risk altında olması, deniz ticaretinde alternatif rotalar arayışını hızlandırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, petrol ihtiyacının büyük bölümünü Irak ve Rusya’dan karşılasa da, Orta Doğu’daki istikrarsızlık fiyat dalgalanmalarına doğrudan maruz kalmasına yol açıyor. Yüksek enerji maliyetleri, dış ticaret açığını ve enflasyonu baskılarken, Türk lirası üzerinde de ek yük oluşturuyor. Ayrıca, Türkiye’nin Doğu Akdeniz ve Kafkasya’daki enerji koridorlarını çeşitlendirme çabaları, bu tür krizlerin önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Jeopolitik olarak ise, ABD-İran gerilimi Ankara’nın bölgesel denklemi dengeleme politikasını zorluyor; İran’la enerji ticareti yapan Türkiye, yaptırım risklerini de göz önünde bulundurmak zorunda.