Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani'nin Washington ziyareti, ABD-İran arasında tırmanan gerilim ortamında Bağdat'ın yıllardır sürdürdüğü kırılgan denge politikasını test ediyor. Es-Sudani, 15 Nisan'da Beyaz Saray'da ABD Başkanı Joe Biden ile bir araya gelerek ekonomik işbirliğini derinleştirme sözü alırken, Irak'taki İran yanlısı silahlı gruplar, ABD askeri varlığına karşı saldırı tehditlerini yineledi. Bu gelişmeler, Irak'ın hem ABD'yle stratejik ortaklığını sürdürme hem de İran'ın bölgesel nüfuzuna karşı koyma çabalarını zora sokuyor.
Es-Sudani'nin Washington'dan ne beklediği
Başbakan es-Sudani, Washington ziyaretinde öncelikle ABD'nin Irak'taki askeri varlığının yeniden tanımlanmasını ve ekonomik yatırımların artırılmasını hedefliyor. Irak, uzun süredir enerji alanında ciddi krizlerle boğuşuyor; ülke içi elektrik üretimindeki yetersizlik ve İran'dan doğalgaz ithalatındaki belirsizlikler, Bağdat'ı alternatif kaynak arayışına itiyor. ABD'li yetkililer, ziyaret öncesinde Irak'a enerji bağımsızlığı konusunda destek sözü verirken, bu desteğin İran'a bağımlılığı azaltma stratejisiyle uyumlu olduğunu vurguladı. Ancak Irak'ın mevcut durumda İran'dan gelen elektrik ve doğalgaza olan bağımlılığı, Washington'un istediği kadar hızlı bir dönüşüme izin vermiyor.
Öte yandan, ABD yönetimi Irak'taki askeri varlığını 2.500 askerle sürdürüyor ve bu güçlerin resmi görevi Irak ordusuna danışmanlık yapmak. Ancak İran destekli milisler, ABD askerlerini "işgalci" olarak nitelendiriyor ve ülkeden çekilmelerini talep ediyor. Es-Sudani, Washington'da askeri varlığın koşullarını yeniden müzakere etmeye çalışırken, Tahran'dan gelen baskılar da giderek artıyor. Irak Başbakanı'nın attığı her adım, iç politikada da yankı buluyor; ülkedeki Şii koalisyonunun önemli bir kısmı İran'la yakın ilişkilere sahip ve bu durum es-Sudani'nin manevra alanını daraltıyor.
İran destekli milislerin tehditleri tırmanıyor
Irak merkezli kilit İran müttefiki Kataib Hizbullah grubu, son haftalarda ABD hedeflerine yönelik saldırı tehditlerini artırdı. Grup sözcüsü Cafer el-Hüseyni, yaptığı yazılı açıklamada, "ABD güçlerine yönelik operasyonlarımız, işgalin sona ermesine kadar devam edecek" ifadesini kullandı. Benzer şekilde, Haşdi Şabi'nin bir parçası olan Asaib Ehl el-Hak grubu da ABD askeri konvoylarına yönelik saldırıların Irak topraklarını işgalden kurtarma mücadelesinin bir parçası olduğunu belirtti. Bu tehditler, Irak hükümetinin güvenlik üzerindeki kontrolünü zayıflatırken, ABD'nin Irak'taki askeri varlığının sürdürülebilirliğini de sorgulamaya açıyor.
Son aylarda ABD üslerine düzenlenen insansız hava aracı ve roket saldırıları, Bağdat'ın üzerindeki baskıyı artırdı. Irak hükümeti, bu saldırıları kontrol altına alamamakla eleştirilirken, İran destekli grupların devlet içinde devlet gibi hareket ettiği yorumları yapılıyor. Bölgesel uzmanlara göre, Tahran, Irak'ı ABD'ye karşı bir pazarlık kozu olarak kullanıyor; herhangi bir ABD-İran anlaşmasında Irak'ın istikrarı kilit faktör olarak öne çıkıyor. Ancak bu durum, Irak'ın egemenliğini ve iç barışını ciddi şekilde tehdit ediyor.
Irak'ın bölgesel ve küresel bağlamdaki yeri
Irak, ABD ile İran arasındaki rekabetin en somut yaşandığı ülkelerden biri. 2003 yılında ABD işgalinin ardından kurulan siyasi yapı, İran'ın derin nüfuzuna maruz kaldı. Bugün Irak Meclisi'ndeki Şii bloklarının büyük kısmı, Tahran'ın politikalarına yakın duruyor. Öte yandan Irak, ABD'nin Ortadoğu'daki stratejik müttefiklerinden biri olarak da kabul ediliyor; özellikle IŞİD'le mücadelede Washington'un askeri desteği hayati önem taşıdı. Bu ikili ilişkiler ağı, Irak'ı sürekli bir denge arayışına itiyor.
Bölgesel boyutta, Irak'ın istikrarsızlığı, petrol piyasalarında dalgalanmalara yol açabilir. Irak, OPEC'in ikinci büyük üreticisi konumunda ve ülkedeki herhangi bir gerilim, küresel enerji fiyatlarını etkileyebilir. Ayrıca, Irak üzerinden geçen boru hatları ve ticaret yolları, bölgesel ticaretin can damarını oluşturuyor. Türkiye, İran ve Körfez ülkeleri, Irak'ın istikrarına doğrudan bağımlı. Özellikle Türkiye, Irak'ın kuzeyindeki Kürdistan Bölgesel Yönetimi (KBY) ile enerji işbirliğini derinleştirirken, Bağdat'la siyasi ilişkilerini de güçlendirmeye çalışıyor. Bu nedenle, ABD-İran geriliminin Irak'ta yaratacağı kriz, Türkiye'nin de yakından takip ettiği bir konu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran geriliminin Irak'ta tırmanması, Türkiye'nin güney sınırında istikrarsızlık riskini artırmaktadır. Türkiye, Irak'ın kuzeyinde PKK'ya karşı yürüttüğü operasyonlarda Irak merkezi hükümeti ve KBY ile koordinasyon halindedir; olası bir kaos ortamı, bu operasyonların etkinliğini azaltabilir. Ekonomik açıdan, Irak Türkiye'nin en büyük ticaret ortaklarından biridir ve enerji alanında yapılan anlaşmalar (Kerkük-Yumurtalık boru hattı gibi) doğrudan etkilenebilir. Ayrıca, Türkiye'nin İran'la sınır komşusu olması ve iki ülke arasındaki gergin ilişkiler, Irak'taki gelişmeleri Ankara açısından stratejik kılmaktadır. Türkiye, hem ABD hem İran'la diyaloğunu sürdürerek, Irak'ta istikrarın korunmasına katkı sağlamayı hedeflemektedir.