Hindistan hisse senedi piyasaları, genişleyen bir ralli ile yabancı yatırımcıların ilgisini çekerken, ABD'nin İran'a yönelik askeri operasyonları ralliyi tehdit eden yeni bir jeopolitik risk unsuru olarak ortaya çıktı. Ekonomik büyüme beklentileri ve reform iyimserliğiyle yükselen Borsa Mumbai (BSE) Sensex endeksi, son haftalarda rekor seviyelere yaklaşmıştı. Ancak ABD-İran arasındaki gerilimin tırmanması, özellikle enerji fiyatları üzerinden Hindistan ekonomisine olumsuz yansımaları beraberinde getirebilir. Bu durum, yabancı portföy yatırımlarının yönünü değiştirebilir ve kısa vadede piyasa oynaklığını artırabilir.
Genişleyen Ralli ve Yabancı Yatırımcı İlgisi
Hindistan hisse senedi piyasaları, 2024 yılının başından itibaren kaydettiği yükselişle dikkat çekiyor. BSE Sensex endeksi, %12'ye varan artışla 73.000 puan seviyesini aşarken, Nifty 50 endeksi de benzer bir performans sergiledi. Bu yükseliş yalnızca büyük ölçekli şirketlerle sınırlı kalmadı; orta ve küçük ölçekli hisseler de ralliye katılarak piyasanın tabana yayılmasını sağladı. Yabancı yatırımcılar, 2024 yılında net alıcı konumuna geçerek Şubat sonu itibarıyla 14 milyar dolarlık giriş sağladı. Bu, 2023'ün aynı dönemine kıyasla %40'lık bir artış anlamına geliyor.
Yabancı yatırımcıları cezbeden temel faktörler arasında Hindistan'ın güçlü GSYİH büyümesi, yapısal reformlar ve şirket karlılığındaki iyileşme yer alıyor. Özellikle teknoloji, finans ve tüketim malları sektörlerindeki şirketler, küresel talepteki toparlanma ve iç tüketimin canlanmasıyla güçlü finansal sonuçlar açıkladı. Ayrıca, merkez bankası RBI'nın faiz indirimlerine başlaması beklentisi de piyasa iyimserliğini besliyor. Ancak analistler, jeopolitik risklerin bu olumlu tabloyu bozabileceği uyarısında bulunuyor.
ABD-İran Çatışmasının Ekonomik Yansımaları
ABD'nin İran'a yönelik hava saldırıları ve bölgede artan askeri gerginlik, küresel petrol fiyatlarında ani sıçramaya neden oldu. Brent petrolün varil fiyatı, hafta başında 85 dolar seviyesine ulaşarak son dört ayın en yüksek düzeyine çıktı. Hindistan, petrol ihtiyacının %85'ini ithal eden bir ülke olduğundan, enerji maliyetlerindeki artış doğrudan cari açığı ve enflasyonu olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Hürmüz Boğazı'nın güvenliğine ilişkin endişeler, petrol tedarik zincirinde aksamalara yol açabilir.
Uzmanlar, artan petrol fiyatlarının Hindistan'ın ithalat faturasını yıllık bazda 25-30 milyar dolar artırabileceğini hesaplıyor. Bu durum, rupideki değer kaybını hızlandırabilir ve yabancı yatırımcılar için daha az cazip bir ortam yaratabilir. Öte yandan, jeopolitik belirsizlikler nedeniyle yabancı fonların risk iştahı azalabilir ve Hindistan'dan çıkışlar başlayabilir. Geçmişte İran geriliminin tırmandığı dönemlerde, yabancı yatırımcıların bir ay içinde 3-4 milyar dolara varan net satış yaptığı görülmüştü.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeler için de önemli bir uyarı niteliği taşıyor. Hindistan'da yabancı yatırımcı çıkışları, gelişmekte olan piyasalara yönelik risk iştahının azaldığına dair bir sinyal olabilir. Türkiye de benzer bir kırılganlıkla karşı karşıyadır; petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki artış, cari açık ve enflasyon üzerinde baskı yaratabilir. Ayrıca, ABD-İran gerginliği Türkiye'nin komşusu İran ile ticari ve diplomatik ilişkilerini doğrudan etkileyebilir. Bölgesel istikrarsızlık, Türkiye'nin enerji güvenliği, özellikle Güney Gaz Koridoru ve TürkAkım gibi projeleri risk altına alabilir. Ankara'nın hem Washington hem Tahran ile dengeli bir politika izlemesi, olası ekonomik ve güvenlik tehditlerini yönetmek için kritik önem taşımaktadır.