ABD kuvvetleri, 1 Nisan 2025 Cumartesi günü İran’ın Hürmüz Boğazı yönünde fırlattığı insansız hava araçlarının (İHA) ardından İran kıyılarındaki radar sahalarına hava saldırısı düzenledi. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) tarafından yapılan açıklamaya göre, İran destekli gruplar tarafından fırlatılan İHA’ların tamamı imha edildikten sonra, ABD savaş uçakları İran’ın kıyı savunma sistemlerine ait en az üç radar sitesini hedef aldı. Saldırıda herhangi bir sivil kayıp bildirilmezken, İran devlet medyası olayı kınadı ve “saldırganlık” olarak nitelendirdi. Bu gelişme, Körfez bölgesinde Ocak 2020’deki Süleymani suikastından bu yana görülen en ciddi askeri çatışma olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin arka planı: Hürmüz Boğazı’nda düğüm
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği stratejik bir su yolu. İran, yıllardır bu boğazı kullanarak bölgesel gücünü pekiştirmeye ve ABD’ye karşı caydırıcılık sağlamaya çalışıyor. Son haftalarda, İran’ın nükleer programına yönelik artan uluslararası baskı ve ABD’nin bölgedeki askeri varlığını takviye etmesi tansiyonu yükseltmişti. Cumartesi günkü çatışma, İran Devrim Muhafızları’nın (IRGC) Hürmüz Boğazı’nda “tatbikat” adı altında askeri faaliyetlerini artırmasıyla başladı. ABD, bu hamleleri “provokatif” olarak nitelendirerek uyarılarda bulunmuştu. Nihayet İran, boğazın güneyindeki uluslararası sulara doğru İHA’lar fırlatınca, ABD gemileri kendilerine yönelik bir tehdit algılayarak harekete geçti.
Pentagon yetkilileri, İHA’ların düşürülmesinin ardından İran’ın kıyı bataryalarından radar kilidi alındığını ve bu nedenle “meşru müdafaa” kapsamında radar sahalarının imha edildiğini belirtti. CENTCOM Komutanı Orgeneral Michael Kurilla, “İran’ın uluslararası sularda ticareti ve deniz güvenliğini tehdit eden eylemlerine müsamaha göstermeyeceğiz” dedi. Öte yandan İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani, ABD’yi “bölgesel istikrarı bozmakla” suçlayarak, “Bu saldırı cevapsız kalmayacak” tehdidinde bulundu.
Bölgesel ve küresel boyut: Petrol piyasaları alarmda
Çatışma, küresel petrol fiyatlarında ani bir yükselişe yol açtı. Brent petrol varil fiyatı yüzde 4 artarak 92 doların üzerine çıktı. Uzmanlar, Hürmüz Boğazı’nın tamamen kapanması durumunda fiyatların 120 doları bulabileceği uyarısında bulunuyor. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar, tarafları itidal çağrısı yaparken, Rusya olayı “endişeyle” izlediğini duyurdu. Çin ise İran’a yakın durarak ABD’yi “bölgeye müdahale” ile suçladı. NATO, acil bir toplantı düzenleyerek durumu değerlendirirken, Avrupa Birliği (AB) de tansiyonun düşürülmesi için arabuluculuk teklif etti.
ABD’nin bu müdahalesi, yalnızca İran’a değil, aynı zamanda Çin’in Körfez’deki askeri varlığına da bir mesaj olarak yorumlanıyor. Çin’in bölgede askeri üs kurma çabaları ve İran ile yakınlaşması, ABD’nin geleneksel hegemonyasını sarsıyor. Bu nedenle Washington, caydırıcılığı artırmak için her fırsatı kullanıyor. Ancak uzmanlar, doğrudan bir savaşın çıkmasını beklemese de, “gölge savaş”ın derinleşeceğini öngörüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, hem İran’la komşu olması hem de enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithal etmesi nedeniyle Körfez’deki istikrarsızlıktan doğrudan etkilenir. Petrol fiyatlarındaki artış, Türkiye’nin cari açığını daha da büyütecek, enflasyonist baskıları artıracaktır. Ayrıca, Hürmüz Boğazı’nın olası bir krizi, Türkiye’nin enerji tedarik yollarını tehdit ederken, İran’la sınır güvenliği ve göç konularında yeni riskler doğurabilir. Diplomatik açıdan Türkiye, hem NATO müttefiki ABD’yi hem de İran’ı dengeleyen bir pozisyon almak zorundadır. Önümüzdeki dönemde, Türkiye’nin arabuluculuk girişimleri ve enerji alternatifleri (Katar boru hattı, yerli üretim) daha da önem kazanacaktır.