Ukrayna, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Ukrayna lideri Volodimir Zelenski'nin müzakere çağrısını reddetmesinin hemen ardından St. Petersburg'u ikinci kez insansız hava araçları (İHA) ile hedef aldı. Saldırı, Rusya'nın ikinci büyük şehri olan St. Petersburg'da bir sanayi bölgesini vururken, can kaybı yaşanmadığı bildirildi. Putin, perşembe günü yaptığı açıklamada, son Ukrayna İHA saldırılarına karşı koymak için Rusya'nın hava savunma sistemlerini güçlendireceğini duyurdu.
Gelişmenin arka planı
Ukrayna'nın St. Petersburg'a yönelik bu son saldırısı, savaşın seyrinde önemli bir dönüm noktasına işaret ediyor. Rusya'nın derinliklerindeki stratejik hedeflere yönelik artan saldırılar, Kiev'in uzun menzilli İHA kabiliyetini gösteriyor. Putin, daha önce yaptığı açıklamalarda, Ukrayna'nın grevlerine misilleme yapma tehdidinde bulunmuş ve bu tür saldırıların tırmanma riskini artırdığını belirtmişti.
Zelenski, savaşın başından bu yana ilk kez kamuoyu önünde doğrudan müzakere çağrısı yapmış, ancak Putin bu teklifi 'Rusya'nın çıkarlarına uygun olmadığı' gerekçesiyle reddetmişti. Ukrayna Devlet Başkanı, uluslararası topluma yaptığı çağrıda, 'Savaşın diplomatik yollarla sona erdirilmesi gerektiğini' vurgulamıştı. Ancak Kremlin'den sert bir yanıt gelmiş ve 'Rusya'nın askeri hedeflerine ulaşana kadar operasyonlarına devam edeceği' açıklanmıştı.
St. Petersburg'a yönelik ilk saldırı, geçtiğimiz hafta sonu gerçekleşmiş ve bir altyapı tesisine hasar vermişti. İkinci saldırı ise, Putin'in müzakere reddinden sadece saatler sonra geldi. Uzmanlar, Ukrayna'nın bu hamlesinin, Rusya'nın savaşı derinleştirmesine karşı bir caydırıcılık mesajı olduğunu yorumluyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Ukrayna'nın Rusya topraklarındaki saldırıları, savaşın sadece cephe hattıyla sınırlı kalmadığını gösteriyor. St. Petersburg'un hedef alınması, sembolik olarak büyük bir önem taşıyor, zira bu şehir Rusya'nın Çarlık döneminden kalma başkenti ve Putin'in memleketi. Bu saldırılar, Rusya'nın iç kesimlerinde halkta endişeye yol açarken, Putin yönetimi üzerinde de baskı oluşturuyor.
Batılı ülkeler, Ukrayna'nın kendini savunma hakkı çerçevesinde bu tür saldırıları meşru görürken, Rusya ise bunu 'terörist eylem' olarak nitelendiriyor. ABD ve AB, Ukrayna'ya askeri yardımlarını sürdürürken, savaşın tırmanmasından endişe ediyor. Rusya'nın hava savunmasını güçlendirme vaadi, savaşın bir hava savaşına dönüşme potansiyelini artırıyor.
Uluslararası Kızılhaç Komitesi, savaşın siviller üzerindeki etkisinin arttığına dikkat çekiyor. St. Petersburg'a yönelik saldırılarda henüz sivil kayıp yaşanmamış olsa da, altyapı hasarları günlük hayatı olumsuz etkiliyor. Bu durum, barış çağrılarını daha da önemli kılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Ukrayna-Rusya savaşında arabuluculuk rolü üstlenmiş ve İstanbul süreciyle tarafları bir araya getirmişti. Putin'in Zelenski'nin müzakere teklifini reddetmesi, Türkiye'nin barış çabalarını zora sokuyor. Öte yandan, savaşın Karadeniz'deki güvenlik dengelerini etkilemesi, Türkiye'nin Montrö Boğazlar Sözleşmesi kapsamındaki sorumluluklarını artırıyor. Ukrayna'nın Rusya içlerine yönelik saldırıları, Türkiye'nin savunma sanayii ürünleri (özellikle Bayraktar TB2) açısından da referans oluşturuyor, ancak bu durum Rusya ile ilişkilerde hassasiyet yaratıyor. Türkiye, her iki tarafla da diyaloğu sürdürerek, insani krizin derinleşmesini engellemeye çalışıyor.