Washington, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'ye, New York'ta düzenlenecek Birleşmiş Milletler Genel Kurulu yüksek düzeyli toplantısına katılabilmeleri için vize onayı verdi. ABD yönetiminin bu adımı, iki ülke arasında altı aydan uzun süredir devam eden çatışmaya ve Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması ya da İran'ın nükleer programına ilişkin müzakerelerin başlaması yönünde herhangi bir anlaşma sinyali bulunmamasına rağmen geldi. Vize onayı, diplomatik kanalların tamamen kapalı olmadığını göstermesi bakımından dikkat çekici.
Gelişmenin arka planı
ABD ile İran arasındaki gerilim, son altı ayda Hürmüz Boğazı'nda yaşanan olaylarla daha da arttı. İran'ın boğazı kapatması ve bölgedeki askeri hareketlilik, küresel enerji arzını tehdit eder hale geldi. Washington, İran'a yönelik yaptırımları sürdürürken, Tahran yönetimi nükleer programını genişletme sinyalleri veriyor. Bu koşullar altında ABD'nin vize onayı vermesi, Birleşmiş Milletler ev sahibi ülke yükümlülüklerinin bir gereği olsa da, siyasi bir mesaj olarak da okunuyor.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, her yıl Eylül ayında New York'ta devlet ve hükümet başkanlarını bir araya getiriyor. ABD, ev sahibi ülke olarak, BM merkezine seyahat edecek heyetlere vize vermekle yükümlü. Ancak geçmişte ABD, bazı ülke temsilcilerine vize vermeyerek bu yükümlülüğü siyasi amaçlarla kullandı. İran'a vize onayı, bu tür bir engellemenin şu an için söz konusu olmadığını gösteriyor.
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, göreve geldiğinden bu yana Batı ile diyalog kapılarını aralamaya çalışıyor. Ancak İran'ın nükleer programı ve bölgesel politikaları konusunda somut bir adım atılmış değil. ABD yönetimi, İran'ın nükleer silah edinmesini engellemek için askeri seçeneği masada tuttuğunu yineliyor. Buna karşın diplomatik kanalların açık tutulması, olası bir müzakere süreci için zemin hazırlayabilir.
Bölgesel ve küresel boyut
İran'ın BM toplantısına katılacak olması, bölgesel aktörler tarafından yakından izleniyor. Suudi Arabistan, BAE ve İsrail gibi ülkeler, İran'ın nükleer programını ve bölgesel yayılmacılığını güvenlik tehdidi olarak görüyor. ABD'nin vize onayı, bu ülkelerde rahatsızlık yaratabilir. Öte yandan Avrupa Birliği, İran ile diyaloğun sürdürülmesinden yana. Fransa, Almanya ve İngiltere, nükleer anlaşmanın canlandırılması için çaba harcıyor.
Küresel enerji piyasaları da gelişmeyi yakından takip ediyor. Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği kritik bir nokta. İran'ın boğazı kapatma tehdidi, petrol fiyatlarında dalgalanmalara yol açıyor. Vize onayı, tansiyonun düşürülmesi yönünde bir işaret olarak yorumlanırsa, piyasalar rahatlayabilir. Ancak somut bir anlaşma olmadan bu etki sınırlı kalacaktır.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, taraflar arasında arabuluculuk çabalarını sürdürüyor. Guterres, İran ve ABD'yi diyaloğa dönmeye çağırıyor. BM toplantısı, liderlerin yüz yüze görüşmesi için bir fırsat olabilir. Ancak iki tarafın da ön koşullar öne sürmesi, bu olasılığı zayıflatıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile ABD arasındaki gerilimde denge politikası izliyor. İran'a yönelik yaptırımlara katılmayan Türkiye, aynı zamanda NATO müttefiki ABD ile ilişkilerini korumaya çalışıyor. Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim, Türkiye'nin enerji ithalatı için risk oluşturuyor; zira İran, Türkiye'nin önemli doğalgaz tedarikçilerinden biri. BM toplantısı, Türkiye'nin arabuluculuk rolü üstlenmesi için bir fırsat olabilir. Ayrıca, İran'ın nükleer programındaki gelişmeler, bölgesel güvenlik dengesini doğrudan etkiliyor. Türkiye, olası bir müzakere sürecinde aktif diplomasi yürüterek hem Batı hem de İran nezdinde etkisini artırabilir.