ABD Başkanı Donald Trump ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, İslamabad’da imzalanan bir mutabakat zaptı ile Cenevre’de doğrudan görüşmelere zemin hazırladı. Liderler, savaşı sona erdirme niyetiyle hazırlanan ön anlaşmayı elektronik ortamda imzaladı. Görüşmelerin, nükleer program ve bölgesel gerilimlerin azaltılması gibi kritik başlıkları kapsaması bekleniyor. Anlaşma, Pakistan’ın arabuluculuğunda yürütülen gizli diplomatik trafiğin bir ürünü olarak dikkat çekiyor.
Gelişmenin arka planı
İslamabad Mutabakatı, ABD ile İran arasında 2015 sonrası bozulan ilişkilerde yeni bir sayfa açma potansiyeli taşıyor. Trump’ın 2018’de Kapsamlı Ortak Eylem Planı’ndan (JAECP) çekilmesi ve “azami baskı” politikası, Tahran’ın uranyum zenginleştirme seviyesini yükseltmesine yol açmıştı. Son aylarda dolaylı mesaj trafiği ve Pakistan’ın devreye girmesiyle taraflar arasında güven artırıcı adımlar atıldı. Elektronik imza yöntemi, liderlerin fiziksel bir araya gelmeksizin taahhütte bulunmasını sağladı. Kulislerde, Trump’ın 2024 seçimleri öncesi dış politika zaferi arayışı ve İran’ın ekonomik sıkışıklığının bu süreci hızlandırdığı konuşuluyor.
Cenevre’deki müzakerelerde, İran’ın nükleer faaliyetlerine sınırlama getirilmesi, yaptırımların kademeli olarak kaldırılması ve bölgesel milis güçlerinin statüsü gibi konular masada olacak. Her iki taraf da kamplarını bu görüşmelere hazırlıyor. ABD, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden gelen talepleri de dikkate alırken, İran, Rusya ve Çin’in desteğini arkasında hissetmek istiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Anlaşmanın bölgesel yansımaları geniş olabilir. Yemen, Suriye ve Irak’taki çatışmalarda İran’ın rolü, Suudi Arabistan ve İsrail’i endişelendiriyor. İsrail, İran’ın nükleer programına ilişkin herhangi bir anlaşmaya şüpheyle yaklaşırken, Riyad da Tahran’ın bölgesel nüfuzunu meşrulaştıracak adımlara karşı çıkıyor. Öte yandan, Avrupa Birliği ve Çin, diplomatik çözümü destekliyor. ABD’nin Ortadoğu’daki askeri varlığını azaltma yönündeki sinyalleri, İran ile varılacak bir anlaşmanın bu süreci hızlandırabileceği yorumlarına yol açıyor.
Cenevre görüşmelerinin başarısızlığı, bölgede yeni bir çatışma dalgasını tetikleyebilir. İran’ın petrokimya ve enerji ihracatı üzerindeki yaptırımların kalkması, küresel enerji piyasalarını da etkileyebilir. Anlaşma sağlanırsa, İran’ın ham petrol arzının artması beklenirken, bu durum petrol fiyatlarını aşağı çekebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran yakınlaşması, Türkiye’nin güney sınırındaki istikrar açısından kritik. İran ile yürütülen enerji ve ticaret ilişkileri, yaptırımların hafiflemesiyle canlanabilir. Ayrıca, Suriye’deki sahadaki dengeleri de etkileyecek bu süreç, Türkiye’nin terörle mücadele ve güvenli bölge stratejileri için yeni bir zemin oluşturabilir. Ancak, İran’ın bölgesel nüfuzunun artması Ankara’nın çıkarlarıyla çelişebilir. Türkiye, bu gelişmeleri yakından takip ederken, olası yeni denklemde kendi konumunu güçlendirmek için diplomatik girişimlerini sürdürecektir.