İsrail ordusu, Cumartesi günü Lübnan'ın güneyindeki Nebatiye bölgesine hava saldırısı düzenledi. Saldırı, ABD'nin İsrail ile Lübnan arasında bir çerçeve anlaşmasına varıldığını duyurmasından bir gün sonra gerçekleşti. Bu gelişme, bölgede kırılgan bir ateşkesin yeniden tesis edilmesi umutlarını zora sokarken, İran yönetimi Washington'u ateşkes anlaşmasını 'bariz bir şekilde ihlal etmekle' suçladı. Son ABD saldırılarının ardından Tahran'dan gelen suçlamalar, Ortadoğu'da tansiyonun yeniden yükseldiğine işaret ediyor.
Saldırının ayrıntıları ve arka planı
İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), Nebatiye bölgesindeki bir Hizbullah hedefine yönelik 'hassas bir hava saldırısı' düzenlediğini açıkladı. Saldırıda, İsrail'in iddiasına göre Hizbullah'a ait bir roket rampası ve silah deposu hedef alındı. Lübnan resmi kaynakları ise saldırıda en az üç sivilin yaralandığını, bazı binaların hasar gördüğünü bildirdi. Olay, İsrail-Lübnan sınırında aylardır süren gerilimin en son örneği olarak kayıtlara geçti.
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Cuma günü yaptığı açıklamada, İsrail ve Lübnan arasında deniz sınırı ve güvenlik düzenlemelerini kapsayan bir 'çerçeve anlaşması' üzerinde mutabakata varıldığını duyurmuştu. Anlaşma, iki ülke arasındaki sınır gerilimini azaltmayı ve bölgede istikrarı sağlamayı hedefliyordu. Ancak İsrail'in bu saldırısı, anlaşmanın henüz uygulamaya konulamadığını ve taraflar arasındaki güvensizliğin devam ettiğini gösteriyor.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani, yaptığı yazılı açıklamada, 'ABD'nin İsrail'e verdiği destek ve son saldırı, ateşkes anlaşmasının bariz bir ihlalidir. Washington, bölgede barış istediğini söylerken bir yandan da savaşın tarafı olmaya devam ediyor.' ifadelerini kullandı. İran, daha önce de benzer saldırılara maruz kaldığını iddia etmiş ve uluslararası toplumu İsrail'i durdurmaya çağırmıştı.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu olay, Ortadoğu'daki kırılgan dengeleri bir kez daha gözler önüne seriyor. ABD'nin arabuluculuğunda yürütülen müzakereler, İsrail-Lübnan arasındaki uzun süreli çatışmaya kalıcı bir çözüm bulmayı amaçlıyordu. Ancak İsrail'in tek taraflı saldırıları, Tahran'ın tepkisini çekerken, bölgede yeni bir çatışma dalgasını tetikleyebilir. İran'ın suçlamaları, ABD'nin bölgedeki rolüne yönelik şüpheleri artırıyor ve Tahran-Washington arasındaki dolaylı çatışmanın sürdüğünü gösteriyor.
Öte yandan, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Gücü (UNIFIL) olayı kınayarak, tarafları ateşkese uymaya çağırdı. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, 'Bölgede barış ve istikrarın sağlanması için tüm aktörlerin sorumlu davranması gerekiyor.' dedi. Avrupa Birliği ve Arap Ligi de benzer açıklamalarla taraflara itidal çağrısı yaptı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, bölgesel istikrarın sağlanması için diplomatik çözümleri desteklerken, İsrail-Lübnan arasındaki gerilim doğrudan sınır komşusu olan Suriye'deki dengeleri de etkileyebilir. Türkiye'nin Lübnan'daki siyasi ve ekonomik çıkarları, özellikle Filistin davasına verdiği destek bağlamında, bu gelişmelerden doğrudan etkilenmektedir. Ayrıca, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynaklarının paylaşımına yönelik müzakerelerde, İsrail-Lübnan anlaşmazlığının çözümü Türkiye'nin de çıkarınadır. ABD-İran rekabetinin derinleşmesi, bölgedeki güç dengelerini değiştirerek Türkiye'nin dış politika manevra alanını daraltabilir.