ABD ile İran arasında varılan geçici ateşkesin çökmesi, Ortadoğu’da yeniden füze saldırılarını gündeme getirdi ve petrol fiyatlarında ani bir yükselişe yol açtı. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, yaptığı açıklamada taraflara barış planlarına bağlı kalma çağrısında bulundu. “Çatışmayı yeniden alevlendirmek hiçbir tarafın çıkarına değildir,” ifadelerini kullanan sözcü, uluslararası toplumun bu krizi yatıştırmak için daha fazla çaba göstermesi gerektiğini vurguladı.
Gelişmenin arka planı
Ocak ayı ortasında sağlanan ateşkes, tarafların karşılıklı güvensizliği ve bölgesel gerginlikler nedeniyle yalnızca iki hafta sürmüş oldu. İran destekli Husilerin Yemen’den Suudi Arabistan’a yönelik insansız hava aracı saldırıları, ABD’nin Kızıldeniz’deki askeri varlığını artırması ve İran’ın nükleer programına ilişkin yeni yaptırım söylemleri, ateşkesin kırılgan yapısını zorluyordu. Geçtiğimiz pazartesi günü İran Devrim Muhafızları’na ait bir üsse düzenlenen saldırı, misillemeleri tetikledi ve saatler içinde taraflar birbirlerini anlaşmayı ihlal etmekle suçladı.
Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) verilerine göre, Brent petrolün varil fiyatı çatışmaların yeniden başlamasının ardından 85 dolara kadar yükseldi. Uzmanlar, eğer gerilim tırmanmaya devam ederse petrol fiyatlarının 100 dolar eşiğini test edebileceği uyarısında bulunuyor. Küresel enflasyonun henüz merkez bankalarının hedeflediği seviyelere düşmediği bir dönemde, enerji maliyetlerindeki bu artış birçok ülke için yeni bir fiyat baskısı anlamına geliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Ortadoğu’daki her çatışma, küresel tedarik zincirlerinde bir domino etkisi yaratma potansiyeline sahip. Hürmüz Boğazı’nın güvenliği, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birini taşıdığı için kritik önem taşıyor. ABD Donanması’nın bölgedeki devriyeleri şimdilik deniz trafiğini güvence altına alsa da, İran’ın boğazı kapatma tehditleri piyasalarda tedirginliğe neden oluyor.
Çin’in arabuluculuk çabaları, son yıllarda Suudi Arabistan ile İran arasında sağlanan uzlaşı hatırlatıldığında dikkat çekiyor. Pekin yönetimi, enerji ihtiyacının yüzde 10’undan fazlasını Ortadoğu’dan karşıladığı için istikrarı kendi çıkarına görüyor. Ancak ABD’nin bölgedeki askeri varlığı ve İsrail’in İran’ın nükleer tesislerine yönelik olası saldırı planları, Çin’in diplomatik girişimlerini sınırlıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Ortadoğu’daki bu yeni kriz, Türkiye’nin enerji maliyetlerini doğrudan etkiliyor. Kriz öncesine göre yüzde 5 artan petrol fiyatları, cari açık ve enflasyon üzerinde baskı yaratacak. Türkiye’nin İran ve Körfez ülkeleriyle olan ticari ilişkileri de risk altında. Ayrıca, bölgedeki gerginlik mülteci akışlarını tetikleme potansiyeli taşıyor. Ankara’nın hem NATO müttefiki ABD hem de komşusu İran ile dengeli bir diplomasi yürütme becerisi, önümüzdeki dönemde daha da kritik hale gelecek.